Ana sayfa KÜLTÜR Metrofobi ve Talat Sait Halman

Metrofobi ve Talat Sait Halman

158
0
PAYLAŞ

Metrofobi, Yunanca “métron (şiir ölçüsü)” kökenli sözcükten türetilmiş, şiir okumaktan, yazmaktan özellikle de karşı tarafın kendisine romantik şiir okumasından korkmaya verilen admış. Kısaca şiir korkusu.

Metrofobi bizde oldukça yaygın olan ve yaygın olması şaşırtan bir fobi türü. Çünkü şiirle en içli dışlı toplumlardan biriyiz. Şiir geleneksel sanatımız. Edebiyatın en popüler türlerinden biri, belki de birincisi. Şiirsiz günümüz geçmiyor.

Her etkinin bir tepkisi olduğunu biliyoruz. Bu kadar yaygın bir şiir sevgisinin olduğu bir toplumda şiir korkusu yani metrofobinin de olması şaşırtıcı değil. Üstelik bu fobinin gittikçe yaygınlaştığı da malum.

Kitap fuarlarında, kitapçılarda kitapları inceleyen okurların şiir kitaplarına rastladı mı, hele eline aldı mı sanki virüs bulaşmış gibi hemen o kitabı ellerinden attıklarını ve o standttan ya da bölümden hızla uzaklaştıklarını biliyoruz.

Metrofobinin sadece okurlarda olmadığını kitapçı ve yayıncılarımız arasında da yaygın. En çok satanlar listesinde Orhan Veli, Nâzım Hikmet gibi şairlerin sürekli yer aldığını bilmelerine rağmen “şiir okunmuyor, satmıyor” gerekçesiyle şiir kitabı satmayan birçok kitapçı var. 40- 50 yıllık yayınevlerinde ünlü şairleri editör olarak istihdam etmelerine rağmen bir tek şiir kitabı bile basmayan, büyük paralar ödeyerek yayın haklarını aldıkları Dünyaca ünlü yazarların toplu eserlerinin yayımını koleksiyonda şiir kitabı var diye bir türlü tamamlamayan ve maddi zarara uğrayan büyük yayıncılar olduğu da malum.

Metrofobi ve Talat Sait Halman’ın bir araya gelmesi ise hiç mümkün görünmüyor. Aksine “gerçek şiirsever” denince akla ilk gelecek isimlerdendir Talat Sait Halman.

Talat Sait Halman biyografisinde “şair” yazan bir kültür adamı. Çocukken şiir yazmaya başlamış ve yazdığı şiirler Cemal Nadir’in Yeni Arkadaş adlı çocuk dergisinde yayımlanmış biri. Şiir yazmakla kalmıyor her zaman şiir en önemli ilgi alanı oluyor. Biyografisinde “Türkçeye ilk çevirisini 1944 yılında, henüz 13 yaşındayken yapmış ve Old Black Joe (Yaşlı Zenci Joe) adlı bir türküyü Türkçeye çevirmiştir. 16 yaşında Ahmet Haşim’in ve Yahya Kemal’in şiirlerini Türkçeden İngilizceye çevirdi” yazıyor (bkz. http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/halman-talat-sait). Akademik hayatında da şiiri hep en önemli inceleme alanı olarak görüyoruz. Çok değerli araştırmaları var.

Shakespeare’nin sonelerinin Türkçeye, Yunus Emre’nin şiirlerini İngilizceye çevirmeni Talat Sait Halman’dır. Talat Sait Halman, şiir yazmak, çevirmekle kalmıyor, yayınevi kurup şiir kitapları da yayımlıyor. Yine biyografisinde “İngilizceden Türkçeye ve Türkçeden İngilizceye 5000 kadar şiir çevirdi ve çeviri, şiir, edebiyat ve sanat alanlarına çok büyük katkılarda bulundu” diye yazıyor. Yani Talat Sait Halman’ın çevirmen olarak da büyük bir emeği var ve bu emeğin büyük bir kısmı, neredeyse tamamı şiir çevirilerine hasredilmiş.

İKSV büyük bir vefa örneği gösterip yıllarca vakıflarında mütevelliler kurulu başkanı olarak görev yapan Talât Sait Halman anısına 2015 yılında Talât Sait Halman Çeviri Ödülü’nü başlattığında tabii ki şaşırmamış, aksine kıymetli çevirmenlerimizin emeğini değerlendirecek bir ödül konmasınaçok sevinmiştim. Doğan Hızlan başkanlığındaki seçiciler kurulu gerçekten de önemli çevirmenlere yıl içinde yayımlanan çevirileri nedeniyle ödüler verdi. İKSV’nin internet sitesinde şu bilgiye ulaşıyoruz; “Talât Sait Halman Çeviri Ödülü’nün ilki, 2015’te Georges Perec’in La Boutique Obscure: 124 Rêves adlı eserinin Karanlık Dükkân: 124 Rüya adlı çevirisiyle Siren İdemen’e; ikincisi Anna Seghers’in Transit adlı eserinin aynı adlı çevirisiyle Ahmet Arpad’a; üçüncüsü ise James Joyce’un Finnegans Wake eserinin Finnegan Uyanması adlı çevirisiyle Fuat Sevimay’a sunulmuştu. 2018 Talât Sait Halman Çeviri Ödülü, Alberto Manguel’in Dönüş adlı novellasını İngilizce aslından Türkçeye çeviren Ülker İnce’ye takdim edildi. Talât Sait Halman Çeviri Ödülü Seçici Kurulu 2018’de ayrıca, Mark Z. Danielewski’nin çetrefilli, bol oyunlu, kült romanı Yapraklar Evi’ni Türkçeye çevirmekteki cesareti ve başarısı sebebiyle Gökhan Sarı’ya da bir Jüri Özel Ödülü vermeye karar verdi.” Yine aynı internet sitesinin başka bir sayfasında da 2019 ödüllerinin “ Mathias Enard çevirisi Pusula ile Ebru Erbaş ve Leonid Nikolayevic Andreyev çevirisi Kızıl Kahkaha ile Kamil Kayhan Yükseler arasında paylaştırıldı”ğını okuyoruz. Bu listeye bakınca başkanlığını yazar Doğan Hızlan’ın yaptığı yazar, çevirmen ve eleştirmen Sevin Okyay, yazar ve çevirmen Ayşe Sarısayın, yazar ve çevirmen Yiğit Bener ile yazar ve çevirmen Kaya Genç’ten oluşan Talât Sait Halman Çeviri Ödülü Seçici Kurulu tercihini hep romanlardan yana yapmış, diye düşünmek mümkün.

Türkçede çok az şiir çevirisi yayınlandığını düşünürsek değerli jürinin hep anlatılardan yana tercih yapması da normal görünüyor. Oysa normal değil yönetmelik gereği zorunlu bir seçimmiş bu.

İKSV’nin internet sitesinde yer alan ödül yönetmeliğinde yapılan türsel ayrımcılığı anlamak mümkün değil(https://www.iksv.org/tr/talat-sait-halman-ceviri-odulu/yonetmelik). Yönetmeliğin ilk cümlesi şöyle; “Talât Sait Halman Çeviri Ödülü, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından roman ve öykü alanındaki nitelikli edebiyat çevirilerini desteklemek ve ödüllendirmek üzere konumlandırılmıştır. (abç.) Yani edebiyatın diğer türleri şiir, deneme, anı, mektup, oyun çevirileri değerlendirmeye alınmıyor.

İlk bakışta türsel bir sınırlama yapılması normal karşılanabilirdi. Hele Talât Sait Halman ömrünü roman ve öykü çevirilerinehasretmiş olsaydı. Yaşam öyküsünü ayrıntılı olarak bilmeye gerek yok, Talât Sait Halman’ı birazcık tanıyan biri bile onun öncelikle “şair” olduğunu, şiir çevirisini yaşamının en önemli uğraşlarından biri saydığını bilir. Biyografisinde İngilizceden Türkçeye ve Türkçeden İngilizceye 5000 kadar şiir çevirdi” yazmasının nedeni de budur.

Talât Sait Halman Çeviri Ödülü sadece roman ve öykü alanında verilmesinin altında nasıl bir neden olabilir, diye sormadan edemiyorum. Metrofobi mi söz konusu?

Aksine Talât Sait Halman Çeviri Ödülü sadece Türkçeden yabancı dillere, yabancı dillerden Türkçeye şiir alanında verilir dense şaşırmaz doğal bulurdum. Şiir çevirisinin çok zor ve büyük emek isteyen bir iş olduğunu biliyoruz. Bence, Talât Sait Halman adına çeviri ödülü vermeyi akıl ederek takdiri hak edenler, aralarındaki gizli metrofobik’e aldırmadan yönetmelikte gerekli düzeltmeyi yapmalı ve ödülü sadece roman ve öykü alanıyla sınırlamaktan vazgeçip tüm nitelikli edebiyat çevirilerine vermeli. Bunun ilk adımı olarak da bu yıl yayımlanan şiir çevirilerine jüri özel bir ödül vermeli. Şair ve şiir çevirmeni Talât Sait Halman adına verilecek bir çeviri ödülüne bu yakışır.  

BİR CEVAP BIRAK

Yorum yap!
Adınızı giriniz