Ana sayfa KÜLTÜR Federico García Lorca Niçin ve Nerede Öldürüldü?

Federico García Lorca Niçin ve Nerede Öldürüldü?

340
0
PAYLAŞ

Federico García Lorca, 16 Ağustos 1936 günü, öğleden sonra, Rosalesler’in evinden alınıp, tutuklanmıştır. Lorca’nın tutuklanması için bir müzekkerenin olup olmadığı bilinmiyor. Rosalesler’in evi, Granada’da, Angulo ile Tablas sokaklarının kesiştiği köşedeydi ve adresi de “Angulo No.1” olarak geçiyordu. Burası daha sonra Rosalesler’in elinden çıktı ve üstüne bir kat ilâve edilmesiyle bazı değişikliklere uğradı. Rosalesler’in evinde artık Reina Cristina isimli bir otel bulunuyor.

Federico García Lorca, 17 Temmuz 1936 ile 9 Ağustos 1936 arasında, Callejones de García sapağındaki Huerta de San Vicente’deydi. Hatta, Ideal gazetesinin 10 Ağustos 1936 günlü nüshasında yayımlanan bir haber, şâirin 9 Ağustos gününde bile Huerta de San Vicente’de olduğunu kanıtlıyor.

Huerta de San Vicente, Lorca ailesinin yazlıklarıydı. Binâ, yapıldığı yıllarda Huerta de los Marmolillos biliniyormuş. 1856 yılının kayıtlarındaysa Huerta de los Mudos olarak geçiyor. Şâirin babası Federico García Rodríguez burayı Agustín Coca Hidalgo’dan 32.500 pesataya satın almıştı. Federico García ile Agustín Coca arasındaki satış belgesi 25 Mayıs 1925 günü düzenlenmesine karşın, Federico García, Huerta de los Mudos’un mülkiyetini ancak 30 Ekim 1935 günü devralacaktır. Federico García’nın ilk işi karısı Vicenta Lorca Romero’ya nisbeten Huerta de los Mudos ismini Huerta de San Vicente olarak değiştirmek olmuştu. Lorca ailesi 1926 ile 1936 arasındaki yazlarını bu evde geçirdiler ve yemek odası olarak kullanmak amacıyla zemin kata bitişik tek katlı bir binâ daha eklediler.

Onun Rosalesler’e sığınmasını gerektirecek ne olduysa, Huerta de San Vicente’de olmuştu. Claude Couffon ve Ian Gibson, Lorca’nın Huerta de San Vicente başına gelenleri ilk araştıran yazarlardan ikisidir. Bunlar, olayların, Lorcalar’ın komşusu olan Gabriel Perea Ruiz’e, kardeşleri José, Andréas ve Antonio için gelen sivil muhâfızlarla başladığı husûsunda mutabıklar. Asquerosa’dan veya Pinos Punte’den geldikleri tahmîn edilen adamlar, iki evde arama yapmışlar ve Gabriel Perera’yı bir kiraz ağacına bağlayıp kırbaçlamışlardır. Onların, araya girmeye çalışan Lorca’yı da tokatlayıp, “Puşt!” diye yere savurdukları biliniyor. Olay basına, “José ve Daniel Linares’i öldürmekle suçlanan José, Andréas ve Antonio’nun saklandıkları yeri bilip de söylemediğinden şüphe edilen kardeşleri Gabriel Perea Ruiz, dün, Federico García’nın Callejones de García’daki bostanlı bahçeli evinde, emekli bir muhâfız çavuşu tarafından tutuklandı” şeklinde yansıyınca ( Ideal, 10 Ağustos 1936 ), Lorca, olaya müdâhalesi nedeniyle o adamların kendisiyle de uğraşacaklarını düşünmüş olmalıdır. Şâir arkadaşı Luis Rosales’e telefon açarak, ondan yardım ister. Bunun üzerine, Rosales, 9 Ağustos veya 10 Ağustos günü, Huerta de San Vicente’ye giderek, Lorca’yı “Angulo No.1” adresindeki evlerine getirir ( Lorca’nın Öldürülüşü, s. 86, 1998 ).

Luis Rosales, araştırmacı Ian Gibson ile 2 Eylül 1966 günlü görüşmesinde, Lorca’nın kendisine 5 Ağustos’ta telefon açması üzerine Huerta de San Vicente’ye giderek onu getirdiğini söylemiştir. ( Lorca’nın Öldürülüşü, s. 86, 1998 ). Ama, Lorca, 9 Ağustos’ta Huerta de San Vicente’dedir. Luis Rosales günleri karıştırmaktadır. Kimlikleri belirlenemeyen sivil muhâfızların, hiyerarşi gereğince, Gabriel Perea Ruiz’in bilgisine başvurulması sırasında Lorca’nın kendilerine müdâhale ettiğini Sivil İdâre’ye bildirdiklerini düşünüyorum. Anlatılanlara öfkelenen José Valdés Guzmán ve Nicolás Velasco Simarro, muhtemelen bu yüzden Lorca’nın gözünü biraz korkutmak istemiş olabilirler.      

9 Ağustos’tan sonra Sivil İdâre’nin Lorca’yı bulmak istediği kesindir. Ama, Lorca’yı her yerde fellik fellik aramadıkları da anlaşılıyor. Kimisi, Lorca’nın Rosalesler’in evinde saklandığının şâirin kız kardeşi Concepción’dan öğrenildiğini ( Lorca’nın Öldürülüşü, s. 88, 1998 ), kimisiyse Lorca’yı Rosalesler’in yan komşusu Jesus Casas Fernandez’in ihbâr ettiğini belirtirler ( Lorca’nın Öldürülüşü, s. 121, 1998 ). Ramón Ruiz Alonso’nun 1966 yılında Ian Gibson’a söylediğine göre, Lorca’nın “başkasının eline geçmeden ve kimse işe burnunu sıkmadan” Roslesler’den alıp getirmesini kendisinden Nicolás Velasco Simarro istemiş ( Lorca’nın Öldürülüşü, s. 93, 1998 ). Lorca “solculuk” veya “câsûsluk” gibi çok önemli nedenlerle aransaydı, Kara Müfrezeler ve Sivil Muhâfızlar dururken onu Rosalesler’den almaya asla Ramón Ruiz Alonso gönderilmezdi. José Valdés Guzmán’ın ve Nicolás Velasco Simarro’nun niyeti, muhtemelen, yukarıda da belirttiğim gibi, Lorca’nın gözünü biraz korkutmaktı. Nicolás Velasco Simarro’nun “başkasının eline geçmeden ve kimse işe burnunu sokmadan” vurgusuysa tam da buna işâret ediyor.

Granada’daki Kara Müfrezeler’i, Guzmán, öldürmekten zevk alan serseriler arasından kendisi seçmişti. Pek çoğunun ismi biliniyor, bunların idâreye sağ adam getirdikleriyse pek görülmemiştir. Sivil Muhâfızlar için de aynı şey söylenebilir. Küçük bir infâz birliğiydi ve aralarına kimseyi kabûl etmiyorlardı. Simarro’nun, şâirin, bunların eline geçmeden ve Falange Española de las JONS işe karıştırılmadan getirilmesini istediği çok açıktır. Guzmán ve Simarro, Lorca’yı saklayan Rosalesler’in Falanjist olduklarını da elbette biliyorlardı. Ama, o günlerde Rosalesler’in hiçbiri Falange Española de las JONS içinde mühim isimler değillerdi. Bu nedenle Guzmán’ın ve Simarro’nun Rosalesler’den çekinmeleri mümkün değildir. Onları korkutan Lorca’nın çok daha büyük Falanjistler ile olan yakın dostluğu olmalıdır. Çünkü, Falanj lideri José Antonio Primo de Rivera’nın ve Falanjist hareketin propagandisti José Manuel Aizpúrua’nın Lorca’nın arkadaşları ve hayrânları oldukları biliniyordu. Bir başka ihtimâl ise, Guzmán’ın ve Simarro’nun, ileride Lorca yüzünden bir sorun çıkarsa, suçu, çalımcı ve gürültücü Ramón Ruiz Alonso’nun üstüne yıkabilmek amacıyla onu göndermiş olmalarıdır.

Nedeni ne olursa olsun, Rosalesler’in kapısını Alonso’nun çaldığı bir hakikattır. Bazı araştırmacılara göre, Lorca, evin kapısından, koyu gri pantolunu, beyaz gömleği, gevşek fuları ve kolundaki ceketiyle, Ramón Ruiz Alonso’nun yanında dışarıya çıkmıştır. Lorca’nın pijamalı ve fularlı olarak götürüldüğünü yazanlar da bulunuyor. 17 Ağustos sabahında Lorca’nın nakledileceği Víznar’daki hapishânenin komutanı olan José María Nestares Cuélla’nın, olaydan 33 yıl sonra, gazeteci Molina Fajardo’ya, şâirin infâza üstündeki pijamayla götürüldüğünün kendisine söylendiğini belirtmesi ilginç bir ayrıntıdır. Miguel Rosales Camacho ise, Ian Gibson’a, korkudan tir tir titreyen Lorca’yı evden Ramón Ruiz Alonso ile birlikte çıkardıklarını ifâde etmiştir. Ardından da, “Yapabileceğim bir şey yoktu, işin vilâyette düzeltebileceğini düşündüm, onu öldürecekleri aklımın köşesinden bile geçmemişti” açıklamasını yapar. Ramón Ruiz Alonso kahvesini içerken, Lorca hazırlanmış, sonra da hep birlikte otomobile binmişlerdir ( Lorca’nın Öldürülüşü, s. 97, 1998 ).  

Federico Martín Lagos, Juan Luís Trescastro ve Luis García-Alíx Fernández de onu almaya gelenlerledir. Ancak, onların, Trescastro’nun Oakland marka otomobilinin içinde Lorca’nın alınmasını beklediği biliniyor. Olayın tertipçileri Guzmán ve Simarro’ydu ama, Lorca’yı almaya CEDA militanları gelmişlerdi. Lorca, evden çıkarılınca, Trescastro’nun 1923 model Oakland otomobiline bindirilir. Duquesa’daki vilâyete götürülecektir. Angulo ile Duquesa arasında sadece üç sokak bulunuyordu. Federico García Lorca, Duquesa Sokağı’ndaki vilâyet merkezine getirildiğindeyse, Alonso’nun söylediğine göre, bir dipçik yemiştir. Lorca’yı vilâyete Ramón Ruiz Alonso ile Miguel Rosales Camacho soktukları kesindir. Bir muhâfız üst araması yapıp, Lorca’yı onlardan alıp, bir odaya koyar. Miguel Ángel del Arco Blanco, “AGA, Memoria del Proyecto de ampliación y cierre del recinto universitario-Granada, Caja 17331” olarak geçen kaynağa dayanarak, yapının 1944 yılında çıkarılan planı üzerinde Lorca’nın gözaltına alındığı tahmîn edilen odayı işâretlemiştir ( Revista del CEHGR, S. 31, s. 195, 2019 ). Alonso, hemen Simarro’nun yanına çıkıp, kendisine emredildiği şekilde Lorca’yı getirdiğini söyler. Başka bir işle meşgul olan Simarro, ona, Lorca için Guzmán’ın dönüşünü bekleyeceklerini söyleyip, teşekkür eder. Alonso vilâyetten ayrılırken, Miguel hâlâ oradadır. Tek düşüncesi, o gece Lorca’nın meşhûr işkenceci Italobalbo’nun eline düşmesini önlemektir. Ancak, bir müddet sonra, Miguel de vilâyetten ayrılıp, Falanj merkezine gider.

Miguel’in, Falanj merkezinden, Luis’i ve José’yi aradığı kesindir. Olayı Miguel’den öğrenen Luis ile José, o akşam yanlarına birkaç önemli Falanjist arkadaşlarını alıp, vilâyete giderler. Onlardan biri yerel Falanj şeflerinden José Díaz Plá, diğeriyse Cecillo Cirre Jiménez’dir. Girişte, bir ara, onlar ile muhâfızlar arasında itiş kakış yaşanır. İki taraf arasındaki tartışmanın şiddetlenmesi üzerine, Pepiniqui diye de bilinen José’nin tabancasını çekip çıkardığını bile anımsayanlar bulunuyor. Luis Rosales’in anlatımına göre, vilâyete geldiklerinde, Alonso hâlâ oradadır. Luis ona ne hakla bir Falanjist’in evinden adam alıp götürdüğünü sorar. O da, “Ben Ramón Ruiz Alonso’yum, bütün sorumluluk benimdir!” yanıtını verince, Cecillo Cirre Jiménez onun yakasına yapışıp, “Haddini bil, âmirinle konuşuyorsun!” der. Ancak, vilâyetteki muhâfızlar, başa çıkamayacakları kadar kalabalıktır. José sadece nezârethânedeki Lorca’yı görebilir. Ian Gibson, bu olayın doğru olup olmadığını Ramón Ruiz Alonso’ya sorduğunda, Alonso yalanlamıştır. Gibson’a, “Lorca’yı teslim ettikten sonra hemen evime gittim” şeklinde bir açıklama yapar. Ama, 1966 yılında, Cecillo Cirre Jiménez, Ian Gibson’a, olayının doğru olduğunu belirtmiştir ( Lorca’nın Öldürülüşü, s. 99, 1998 ).        

José Rosales 17 Ağustos’ta yeniden vilâyete gider. Bu defa cepheden dönmüş olan Guzmán ile karşılaşır. Guzmán, ona mahkûmun gönderildiğini açıklayıp, “Artık minik kardeşimizin icâbına bakacağız, değil mi?” der ( Lorca’nın Öldürülüşü, s. 101, 1998 ). Buna rağmen, Ian Gibson, Lorca’nın 17 Ağustos’ta bütün gün aşağıdaki nezârethânede tutulduğuna inanıyor. Ben de, Guzmán’ın, şâir için General Queipo de Llano’yu o sabahın erken saatlerinde aradığını düşünüyorum. Guzmán, Queipo de Llano’ya, muhtemelen, “Lorca’yı ne yapalım?” diye sormuştur. Queipo de Llano ise, José Valdés Guzmán’a, “Dale café, mucho café!” yanıtını verecektir. “Dale café, mucho café!”, Lorca’nın öldürülmesi anlamına gelen şifreli bir emîrdir. Guzmán için emîr demiri keserdi. Bu yanıttan hemen sonraysa Lorca Víznar’a nakledilmiş olmalıdır. La Colonia olarak geçen Villa Concha’daki muhâfızlardan Pedro Cuesta Hernández’in, Lorca’nın 17 Ağustos sabahında saat 10.30 veya 11.00 civârında getirildiğini ve infâz için götürüldüğü 18 Ağustos sabahına kadar bir odada tek başına tutulduğunu söylemesi, Guzmán’ı doğruluyor. Bugün GR.3102 üzerinden 10 kilometre olarak görünen ve 22 dakika verilen Granada ile Víznar arasının, 1936 yılındaki yol koşullarında bile bir saat çekmeyeceği muhakkaktır.     

Yeşil çember içindeki sarı yerlerde, muhtemelen bugün kayıp olan üç kör kuyu bulunuyordu. Lorca ve kader arkadaşları bu üç kuyudan birindeler.

İdâm edilecek olan tutukluların bir kısmı, Víznar çıkışında bulunan ve İç Savaş’tan önce Villa Concha ismiyle bilinen iki katlı bir çiftlik evine gönderiliyorlardı. Bu evin Aynadamar Pınarı’nın yanında bir de değirmeni vardı. İç Savaş’ta faşistler Villa Concha’yı hapishâne yapmışlardır. Lorca’yı Villa Concha’nın zemin katındaki bir odaya hapsederler. Lorca getirildiğinde, Villa Concha’da başka tutuklular da vardı. Faşistler tutuklulardan bazılarını infâzlardan sonra mezar kazıcı olarak kullandıklarından, bir süre için vurmuyorlardı. Çünkü, José Valdés’in katilleri, gözlerini kırpmadan adam öldürmelerine karşın, kurbânlarını gömmek gibi meşakkatli bir işle asla uğraşmak istemiyorlardı. Ama, Villa Concha’daki katillerin, öldürdüklerini gömdürmektense, bazen cesetleri bölgedeki kör kuyulara atmayı tercih ettikleri de bilinmektedir.

Lorca, Villa Concha’ya getirildiğinde, hapishâne, José María Nestares Cuélla’nın yönetimindeydi. Uzun yıllar boyunca, Lorca’nın Villa Concha’daki son saatlerinde, yanında, Dióscoro Galindo González’in, Francisco Galadí’nin ve Joaquín Arcollas Cabezas’ın bulunduklarına inanıldı. Buna da sanırım üçünün birlikte infâz edilmesi neden olmuştu. Oysa, o geceki muhâfızlardan Pedro Cuesta Hernández, Lorca’nın 17 Ağustos sabahından 18 Ağustos sabahına kadar bir odada tek başına tutulduğunu söyleyecektir. José Tripaldi de Hernández’i doğrular. Villa Concha’daki o geceki muhâfızların arasında Eduardo González Aurioles de vardır. Auriolesler ile Lorcalar tanışıyorlardı. Ama, o gece Aurioles’in Lorca için yapabileceği hiçbir şey yoktur. Bununla birlikte, Aurioles’in, Lorca’nın infâzına çok üzüldüğünü biliyoruz. Pedro Cuesta Hernández’in anlatımına göre, çocukluğunda Lorca onu boğulmaktan kurtardığından şâirin ardından bütün gün ağlamıştır ( Público, 18 Ağustos 2016 ).

Dióscoro Galindo González, öğretmendi. Vaktiyle geçirdiği tramvay kazası sonucunda bir bacağı kesilmişti. 20 Temmuz’da Grana’daki evi aranmış, hiçbir suç unsuru bulunmamasına rağmen, saat 02.00’de tutuklanmıştı. Ailesi onu bir daha göremedi. Halk Cephesi’ni destekleyen, nâmûslu bir öğretmendi. Francisco Galadí Melgar ile Joaquín Arcollas Cabezas ise, anarşist boğa güreşçileriydiler. Joaquín Arcollas Cabezas “Magarza” olarak da biliniyordu ve CNT’ye üyeydi. Granada’nın Albayzín semtindeki Horno del Vidrio mahallesindeki 3 numaralı evde annesiyle birlikte yaşıyordu. Horno del Vidrio, Albayzín’de, faşist ayaklanmaya direnen tek mahalledir. Ayaklanma sırasında arkadaşı Francisco Galadí Melgar ile birlikte Horno del Vidrio’nun savunmasına katılmışlardı. Mahalle düşünce kaçarlar ama, Huétor Santillán’da yakalanıp, Villa Concha’ya gönderilirler.

Bu üçünün aksine, Lorca’nın sosyalist olduğunu söylemek pek mümkün değildir. Siyâset onun harcı değildi. Soldan olduğu kadar sağdan da pek çok arkadaşı bulunuyordu. Falanj lideri José Antonio Primo de Rivera bile onun dostuydu. Öldürülmesinden sonraysa, Franco, olayla ilgili bir soruşturma açtırmıştır ama, tutuklanmasına ve infâzına ilişkin hiçbir belge bulunamayacaktır. Guzmán, Franco’nun emriyle, 1937 yılında görevinden istifâ zorunda kalır. Bu istifâ, Falanjist basında, “valiliği sırasında Granada’da halkına göstermiş olduğu şiddet dolayı” açıklamasıyla yer alır ( Ideal, 22 Nisan 1937 ). Guzmán, kanserden öldüğü 5 Mart 1939 gününe kadar, Lorca’nın tutuklanmasındaki ve infâzındaki rolünü hep reddedecektir. Ama, Granadalı gazeteci Eduardo Molina Fajardo’nun, Los últimos días de García Lorca ( Plaza & Janés, 1983 ) isimli kitâbında, Guzmán’ın rolü belgelerle açıklanacaktır. Lorca’yı ölüme, General Queipo de Llano’nun şifreli emrinden sonra, Guzmán’ın gönderdiği Fajardo’nun belgeleriyle kesinleşmiştir.

Lorca’nın idam edildiği yer…

Lorca’nın öldürülmesinin nedeni 1936 yılından beri tartışılmaktadır. 9 Temmuz 1965 günü bulunan polis belgelerinde, Lorca’nın, “sosyalist ve eşcinsel bir Mason” olarak fişlendiği görülmüştür. Eşcinselliği dışındaki kayıtlar asılsız ihbârlara dayalı zırvalardır. Emilio Ruiz Barrachina ise, Lorca’nın öldürülmesinin ailevî bir husûmetin sonucu olduğunu söylüyor ( Independent, 22 Eylül 2011 ). Olayın baş tertipçisinin Guzmán olmasına nazaran, bu iddiâ havada kalmaktadır. Juan Luís Trescastro belki sırf bu nedenle işe karışmış olabilir ama, Lorca’nın, José Valdés Guzmán ile General Queipo de Llano arasındaki telefon görüşmesinden sonra gerekçesiz ve keyfî olarak vurulmaya gönderildiği kanısındayım. Başta Lorca’nın gözünü korkutmayı düşünen Guzmán, Queipo de Llano ile yaptığı görüşmeden sonra fikir değiştirmiştir.

İç Savaş sırasında bir öğrenci olan Falanjist Rafael Garcia Serrano, Ronald Fraser’in sözel târih çalışması için şunu söyleyecektir:

“ Elbette öldürürler, çünkü ibnenin tekiydi!”

Şâirin eşcinsel olduğu için öldürüldüğüne sadece Rafael Garcia Serrano değil, herkes inanıyordu ( İspanya’nın Kanı, s. 207, 1995 ). Lorca’yı Rosalesler’den almaya gelenlerin CEDA militanları olması da, bu inancı hayli kuvvetlendirmiştir. Çünkü, CEDA’nın kuruluş bildirgesi, eşcinselliği, Hıristiyanlığın ahlâk ilkelerini inkâr etmeye ve ailenin kutsallığını kaldırmaya yönelik İspanya karşıtlığı olarak değerlendirmekteydi. İspanya İç Savaşı’nın bütün belgeleri, homofobik unsûrların Falange Española de las JONS’dan daha ziyâde CEDA içinde yuvalandıklarına işâret etmektedir. Ayrıca, Lorca tutuklandığında, Granadalı Falanjistler’in onu kurtarmak için çabaladıklarını ve CEDA militanları ile karşı karşıya kaldıklarını da unutmamız gerekiyor. 1937 yılındaysa, Falanjistler, gazete ve dergilerde, Lorca’nın öldürülmesini açıkça kınamışlardır. 11 Mart 1937 günlü Falanjist gazete San Sabastian‘da, “İmparatorluk İspanyası’nın en iyi şâiri öldürüldü” yorumu yapılır. Aynı yıl içinde, Amanecer gazetesinde ve Antorcha dergisinde Lorca’ya ağıtlar yakılmıştır. Kaldı ki, Lorca’nın son sevgilisi de bir Falanjist’ti. Onun kim olduğuysa uzun yıllar merâk konusu olmuş, tahmînler yürütülmüştür. Ama, 2012 yılında, koleksiyoner ve sanat eleştirmeni Juan Ramirez de Lucas, Lorca’nın 1936 yılındaki sevgilisinin kendisi olduğunu açıkladı. Juan Ramirez de Lucas, 25 yaşındayken, komünizmle savaşmak için Doğu Cephesi’ndeki Azul Tümeni Topçu Alayı’nın 3’üncü Bataryası’na gönüllü olarak katılan bir faşisttir. İspanya’da döndüğündeyse, Luis Rosales’in aracılığıyla ABC gazetesinde işe girecektir ( The Postil Magazine, 1 Ocak 2020 ). Lorca’nın sadece eşcinsel olduğu için öldürüldüğü asılsız bir Granada rivâyetidir. Ama, sağın ezici üstünlüğünün bulunduğu ve halkının büyük kısmının eşcinsellerden nefret ettiği Granada’da, Lorca’nın bu yüzden pek sevilmediği de muhakkaktır.

Kurşuna dizilecek tutuklular, 18 Ağustos günü şafaktan önce, Villa Concha’dan iki ayrı kamyona bindirilirler. Bir kamyonda Federico Garcia Lorca, Francisco Galadí Melgar ve Joaquín Arcollas Cabezas, diğer kamyondaysa Dióscoro Galindo González vardır.

Lorca’yı Granada’da CEDA militanları Rosalesler’den almışlardı ama, Víznar’ın Falange Española de las JONS’u onu Valdés Guzmán’ın emriyle ölüme götürüyordu. Kamyonlar Alfacar’a doğru yola çıkıp, Fuente Grande’den 1.6 kilometre geride, Peñón del Colorado veya Almegíjar denilen mevkide, çam ağaçlarıyla kaplı tepenin önüne düşen bir sahada dururlar. Az yukarılarında kuzey batı yönünde sekiz zeytin ağacı ve sahaya çok yakın birkaç yerdeyse vaktiyle açılmış olan kuyular görülmektedir. Yolun alt tarafında da derme çatma bir çiftlik evi vardır.

Granadalı târihçi Miguel Cabelloro Pérez, Lorca’yı idâm eden manga için, Mariano Ajenjo Moreno, Antonio Benavides, Salvador Váro Leyva, Juan Jiménez Cascales, Fernando Correa Carrason, Antonio Hernández Martín, Antonio Ayllón Fernández, Rodríguez García ve Hernández Jiménez isimlerini verir. Manga başı Mariano Ajenjo Moreno’dur. Mangadan sadece Antonio Benavides her fırsatta Lorca’nın kafasına iki el sıktığını söyleyerek övünecektir. Doğuştan katil rûhlu bir adamdır. İdâm mangasına kişisel zevki adam öldürmek olduğu için gönüllü katılmıştı. Salvador Váro Leyva, José María Nestares Cuélla’nın komutasındaki Víznar ve Alfacar ayaklanmalarından bir isimdi. Miguel Cabelloro Pérez, Salvador Váro Leyva’nın Lorca’yı öldürenlerden biri olmasına rağmen, terfi ettirilmediğine dikkat çekmektedir. Juan Jiménez Cascales iyi nişâncı olduğundan, infâz mangasına seçilmiştir. Sonradan pişmânlığını dile getirdiği söylenir. Fernando Correa Carrason’un kayıtları, onun Víznar’daki sözü geçen milislerden biri olduğuna işâret ediyor. Antonio Hernández Martín hakkında en az şey bilinen manga üyesidir. Araştırmacıların hiçbiri onun hakkında dişe dokunur bilgi toplayamamıştır. Antonio Ayllón Fernández, yazılanların aksine, hep Lorca’nın idâmına katılmadığını iddiâ etmiştir. Miguel Cabelloro Pérez, Salvio Rodríguez García’nın, infâzlarda ara sıra bulunduğunu, onun asıl görevininse vurulacak tutukluları infâz bölgesine götürmek olduğunu yazar. Antonio Hernández Jiménez ise José María Nestares Cuélla’nın en fazla güvendiği adamlardan biriydi. Jiménez’in Lorca’nın infâz mangasında olup olmadığına ilişkin sıhhatli bilgiler bulunmamakla birlikte, Lorca’nın öldürülmesinden sonra kariyerinde hızla yükselmesi, onun infâz mangasında yer aldığı kanısına neden olmuştur.

Juan Luís Trescastro’un Lorca’nın infâzındaki rolüyse hep tartışma yaratmıştır. Ramón Ruiz Alonso gibi bir CEDA üyesi olan Trescastro, Rosalesler’in evine Lorca’nın alınması için gelenlerden biriydi. Ancak, yukarıda da belirttiğim gibi, Ramón Ruiz Alonso’nun Lorca’yı Rosalesler’den almasını, Oakland otomobilinin içinde beklemiştir. Bunun nedeni Lorca ile hısımlık ilişkisi olabilir. Ayrıca, şâirin ailesi ile kendi ailesi arasında eski bir husûmet de bulunuyordu. Otomobiline idâre el koymuştu. Lorca, Villa Concha’ya da onun otomobiliyle nakledilmiş olabilir ( El Independiente de Granada, 19 Mart 2017 ). 18 Ağustos günü, Granada’da, Lorca’nın Víznar ile Alfacar arasındaki yolda vurulduğu söylentisi yayılırken, Trescastro, Jandila isimli bir bara girer ve herkesin duyacağı şekilde, “İbnenin kıçına iki el de ben sıkıp buraya geldim!” der. Trescastro gürültücü ve içkici biri olduğundan, söylediği hiç kimse tarafından ciddiye alınmamıştır. Ama, 1954 yılındaki ölümüne kadar, her fırsatta, “İbnenin kıçına iki el de ben sıktım!” deyip durmuştur.

Yolun kıvrıldığı yerde kamyonlardan indirilen tutuklular, sağ taraftan yukarıya doğru yaklaşık olarak 25 metre kadar yürütülüp, tam olarak N 37º 14’29.18″ W 003º 32′ 59.92″ – N 37º 14’34.00″ W 003º 32′ 54.75″-N 37º 14’28.68″ W 003º 32′ 53.87″ – N 37º 14’28.51″ W 003º 32′ 54.25″ koordinatlarının arasındaki açıklığa getirilirler.

Lorca’nın ve kader arkadaşlarının idâm edildikleri yer, yıllarca tartışma konusu olmuştur. Ian Gibson, kendisini Komünist Manolo olarak tanıtan Manuel Castilla Blanco’nun gösterdiği yeri esâs alıp, infâz noktasını asıl yerden epeyce ileride işâretleyecektir. Ama, Manuel Castilla Blanco’nun Lorca’nın cesedini gömme hikâyesi baştan sona yalandı. Vaktiyle duyduklarını birleştirip, yeni bir hikâye yazmış, Ian Gibson da ona kanmıştır. Oysa, Manuel Castilla Blanco, 18 Ağustos’ta, ne Víznar’daydı, ne de Peñón del Colorado’daydı. Komünist ise hiç değildi. Víznar’a, Lorca’nın öldürülmesinden sonra, 26 Eylül’de gelmişti ve José María Nestares Cuélla tarafından Falanj’a alınmıştı. Víznar’da Falanj’a katılan Blanco, temel askerlik eğitiminin ardından da cepheye gönderilecektir. Miguel Caballero, onun, kapağında “Milicias de Falange Española de las JONS-Expediente Personel de Castillo Blanco Manuel” yazan Falanj belgesini bulup, yayımlamıştır.

Peñón del Colorado veya Almegíjar, Falanjistler’in eğitim yeri ve infâz noktalarından biri olduğundan, Manuel Castilla Blanco Falanj’a katıldıktan sonra orada askerlik eğitimi almış ve Lorca’nın infâzıyla ilgili de yalan yanlış şeyler duymuş olmalıdır. Onun söylediği yerde, yapılan kazılara rağmen, elbette Lorca’nın ve kader arkadaşlarının kemikleri bulunamayacaktır. 1977 yılındaysa, General Fernando Nestares García-Trevijano, Lorca’nın idâm mangasından hayatta olan üç kişiyi alıp, Peñón del Colorado’ya gelir. General, Víznar’daki José María Nestares Cuélla’nın oğludur. Anılarını Federico Molina Fajardo derleyip, García Lorca y Víznar, Memorias del general Nestares ismiyle yayımlamıştır ( Ultramarina, 2012 ). General Fernando Nestares García-Trevijano’nun yanında getirdiklerinden biriyse Lorca’nın kafasına iki el sıkmakla övünen Antonio Benavides’tir.

1936 ile 1977 arasında Peñón del Colorado veya Almegíjar arâzîsi büyük değişkliklere uğramıştır. Zeytin ağaçlarının çoğu artık yoktur. El Pepino denilen çiftilik evi batı yönüne doğru biraz büyütülmüştür. İnfâz yeriyse 1977 yılından önce bir ara motokros alanı olarak da kullanıldığından, arâzîde düzleştirilme çalışmaları yapılmıştır. Buna rağmen kuyulardan üçü hâlâ durmaktaydı. Yerel ressam Manuel Maldonoda’ya yaptırılan suluboya resimde, kuyular bâriz şekilde görülmektedir.

İdâm mangasındakiler, günümüzde El Pepino denen çiftilik evini esâs alıp, General Fernando Nestares García-Trevijano’ya infâz noktasını gösterirler. Ama, General, iyi eğitim almış ve analitik zekâya sâhip bir adamdır. El Pepino’daki 1936 yılından 1977 yılına kadarki 40 metrelik değişimi de dikkate alarak, onların gösterdiği infâz noktasını 40 metre daha geriye çeker. Federico García Lorca, Dióscoro Galindo González, Francisco Galadí Melgar ve Joaquín Arcollas Cabezas, 18 Ağustos gününün ilk saatlerinde, tam da General Fernando Nestares García-Trevijano’nun işâretlediği yerde vurulup, cesedleri kuyuya atılmıştır. 1989 yılındaysa, Alfacar belediyesi bir futbol sahası yapmak için infâz alanına iş makineleri sokacak ve arâzîyi düzleştirmeye başlayacaktır. Çalışmalar sonradan Lorca ailesinin baskısıyla durduruldu. Ancak, kuyular, artık zeminin birkaç metre altında kalmıştı. Bir kaynağa göre de, 1.347 metrekare yükseltilmiş toprak ile 4.621 metrekare kaldırılmış toprak, 1936 yılındaki arâzîyi artık büsbütün değiştirmiştir ( El Independiente de Granada, 17 Şubat 2017 ).

Lorca’nın öldürüldüğü yer…

İnfâz yerini ve Lorca’nın mezarını, General Fernando Nestares García-Trevijano’dan önce, Falanjist gazeteci Federico Molina Fajardo da araştırmıştır. Bunun için 1969 ve 1970 yıllarında iki defa José María Nestares Cuélla ile Granada şehrinin Realejo semtinde görüşmüştü. José María Nestares Cuélla, ona, Teğmen Martínez Fajardo ile yola çıkan mangaya rehberlik etmesi ve infâzları izlemesi için Manolo Martínez Bueso’yu görevlendirdiğini, infâzdan sonraysa Manolo Martínez Bueso’nun kendisine, tutukluların Fuente Grande’ye varmadan önceki köprüyü geçince, sağdaki eğitim alanının hemen başında vurulduklarını söylediğini belirtmiştir. İnfâzlarda Teğmen Martínez Fajardo ile Manolo Martínez Bueso isimleri José María Nestares Cuélla’nın açıklamasıyla ortaya çıkmıştır. Ayrıca, kendisinin Teğmen Martínez Fajardo’dan öğrendiğine göre, idâmı esnâsında Federico García Lorca’nın üstünde pijama varmış. José María Nestares Cuélla, bir defasında da, Molina Fajardo’ya, infâzların, Gazpacho çiftlik evinin önündeki Llanos de Corbera isimli yerin başında yapıldığını da söyler. Aslında, farklı bir yeri belirtmemiştir. Bugün El Pepino diye bilinen çiftilik evi, eskiden Gazpacho olarak telaffuz ediliyormuş. Llanos de Corbera ise, İç Savaş’ta, eğitim sahasının ismiydi. Gazeteci Federico Molina Fajardo, ayrıca, Lorca ve kader arkadaşlarının infâz edildikleri yerin civârındaki toprakları eken Joaquín Espigares Díaz ile de 1970 yılının Mart ayında bir görüşme yapmıştır. Díaz, arâzînin 1936 yılındaki yapısı ile 1970 yılındaki yapısı arasındaki farkları en iyi bilen kişidir. Díaz ona infâzların kuyulara çok yakın yerde yapıldığını söyler. José María Nestares Cuélla ile Joaquín Espigares Díaz aynı yeri işâret etmekteydiler. Federico Molina Fajardo bununla da yetinmemiş, İç Savaş’tan sonra birbirleriyle teması kesen ve farklı yerlerde yaşamlarını sürdüren infâz ekibinden hayatta kalanları da bulmuştur. Birinin tarîf ettiği yeri, diğerine söylemez. Ama, hepsi de, aynı yeri tarîf edeceklerdir: Peñón del Colorado’daki sekiz zeytin ağacının alt kenârında ve Gazpacho’nun önündeki Llanos de Corbera’da.

Federico Molina Fajardo ve Fernando Nestares García-Trevijano aynı yeri tesbit etmişlerdir.   Peñón del Colorado’da faşistler tarafından 2.500’den fazla kişinin öldürüldüğü tahmîn edilmesine rağmen, bölgede muhtelif maksatla yapılan kazılarda hiçbir toplu mezarın ortaya çıkmaması, kafaları karıştırmaktadır. Bu tahmîn için bir şey diyemem ama, 18 Ağustos sabahında idâm edilenlerin artık zeminin metrelerce altında kalan kayıp kuyulardan birinde olduğunu belirtebilirim. Vaktiyle Aynadamar arkına su desteği sağlamak maksadıyla Peñón del Colorado bölgesinde kaç kuyunun açıldığına ilişkin sıhhatli bir sayı verilemiyor. Bununla birlikte, hayli derin olan bu kör kuyuları, İç Savaş sırasında faşistler kurbanlarına mezar yapmışlardır. Bir kazı raporunda, Lorca’nın infâz edildiği noktanın Víznar yönüne doğru birkaç metre gerisindeki üç yerde ve günümüzdeki zeminin 5 metre altında, grimsi kil tabakası saptandığı açıklaması bulunuyor. Bu üç yer, kazı raporundaki krokide, yeşil daire içinde sarı renkte gösterilmişlerdir. Mezkûr üç noktadaki kil tabakasının, kayıp olan kuyulardan üçüne işâret ettiğini ve Lorca’nın cesedinin de onların birinde olduğunu düşünüyorum…  

BİR CEVAP BIRAK

Yorum yap!
Adınızı giriniz