Ana sayfa KÖŞE YAZARLARI Gençlerin Dünyasına İnebilen Kazanır / Ufuk Coşkun

Gençlerin Dünyasına İnebilen Kazanır / Ufuk Coşkun

180
0
PAYLAŞ

İdeolojilerin hayatın her alanını kuşattığı bir dönemde hemen her kesimin kendi zihin dünyasına göre kodladığı ideal bir gençlik tasavvuru vardı. Düşlerini, düşüncelerini, gelecekhayallerini, gençlerin üzerinden tesis etmeye çalışan yetişkinlerin dünyasında önemli bir yer tutuyorlardı. 

Bundan elli yıl kadar evvel gençler, ideolojik kavgaların da merkezinde yer aldılar.

Bugünün gençliği ise bambaşka bir dünyada doğdu. Ve kendilerini mümkün mertebe güncel siyasetin dışında tutuyorlar ve 65 yaş üstü ihtiyar amcaların siyaset kavgalarına pek de dâhil olmak istemiyorlar. 

Bugün teknolojinin direkt kucağında doğan gençlik, 1930’lu yılların zihin dünyasını pek de umursamıyor. Dolayısıyla bugün gençlerin gerisinden gelen bir okul sisteminin de varlığı ile karşı karşıyayız.

Ne yazık ki mevcut eğitim sistemi, medya ve siyaset – gerek ortalama yaş itibariyle gerekse anlayış olarak- gençlerin dünyasına çok uzak ve artık onlara yeterince hitap edemiyor.

Yapılan bazı araştırmalarda gençlerin konvansiyonel siyasal katılım konusunda pek aktif olmadıkları görülüyor. Örneğin herhangi bir siyasi partinin gençlik koluna üye olanların oranı 1999’dan 2008’e değişmemiş ve yüzde 10 civarında kalmıştır. Sanırım bu rakam şimdilerde yüzde 16 civarında.

Benzer şekilde siyasi partiye gençlik kolları dışında üye olmak yüzde 4-6, seçim kampanyasında aktif rol oynamak yüzde 5 civarında.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Sivil Toplum Çalışmaları Merkezi tarafından yapılan bir çalışmada; Gençlerin yüzde 58,1’i “Hangi partiye oy veriyorsunuz? “sorusuna bir partinin ismini seçerek yanıt vermiş. Yüzde 27’si kararsız olduğunu söylerken, yüzde 14,9’u ise oy kullanmayacağını belirtmiş.

18-24 yaş grubundaki gençlerin dâhil olduğu bu araştırmada oy verme hakkına sahip olmasına rağmen gençlerin neredeyse yüzde 15 gibi önemli bir kısmının oy vermeyeceğini belirtmiş olması düşündürücü.

FEPS’in Türkiye’de 15 ile 34 yaşları arasında yaptığı bir başka anket çalışmasında ise; Türkiye’de gençlerin yüzde 24’ü siyaset ile ilgileniyor. Ya da ilgi alanına giriyor. Yüzde 92 ise sinema, müzik ve teknoloji ilgisini çekiyor.

Önem sıralamasında ise ilk üçte “davranış ve ifade özgürlüğü”, “sağlık” ve “mutluluk” var. Siyasete merakı ise 17. sırada yer alıyor.

KONDA’nın 15-29 yaş arasındaki gençlerin hayata bakışları ve yaşam tarzlarıyla ilgili son 10 yılda yaşanan değişimlere dair yaptığı araştırmaya göre; kendini ‘dindar muhafazakâr’ olarak tanımlayanların oranı 10 yıl içinde %28’den %15’e düştü. 

Aynı araştırmaya göre gençler, 10 yıl önceye göre çok daha eğitimli, internetle ilişkili, kültürel anlamda daha aktif ve özgürlüklerine çok düşkün.

Yüzde 90’ı sosyal medyada olmaktan mutluluk duyuyor. Öyle ki yüzde 61’i YouTube, yüzde 67’si Facebook, yüzde 86’sı WhatsApp, ve yüzde 89’u da Instagram kullanıyor.

Herhangi bir siyasi partiye ya da gençlik kollarına üye olmayanların oranı ise yüzde 93. Gerekçeleri ise; “ilgi duymuyorum, güvenmiyorum ve siyaseti sevmiyorum” şeklinde.

Örneğin gençlerin meslek seçimleri arasında eskiden olduğu gibi artık devlet memurluğu da yer almıyor. Çünkü “Saçlar, kulağı kapatmayacak biçimde ve normal duruşta enseden gömlek yakasını aşmayacak şekilde uzatılabilir, temiz bakımlı ve taranmış olur. Her gün sakal tıraşı olunur ve sakal bırakılmaz. 

Bıyık tabii olarak bırakılır, uzunluğu üst dudak boyunu geçemez. Üstten alınmaz, yanlar üst dudak hizasında olur, alt uçları dudak hizasından kesilir” şeklinde devam eden kıyafet yönetmeliğine bile okumaları bu tercihlerinde etkili olabiliyor.

Gençlerin siyasal gündem konularını takip etmek için internet ve sosyal medyayı yüksek oranda kullandıkları da yapılan araştırma sonuçları arasında yerini alıyor.  Yani sosyal medya ve haber portalları günümüz eğitimli gençliğinin en önemli haber kaynağı durumunda.

Gençlere eski anlayışla ve yöntemlerle yaklaşmak ne yazık ki artık demode oldu. Keskin, sert ve bol sloganlı, üstü hamaset tüten bir siyaset artık gençler için cazip değil. Gelinen noktada artık sloganlarınızı bile siyaset dışından bulmanız gerekiyor.

Belli bir cemiyete, partiye üye olmak gençler için sıkıcı ama her kesimle girişli çıkışlı bir siyaset durumları da var.

Gençler, üniversite kampüsüne spor kıyafetleriyle gelen ve çimlere oturarak kendileriyle konuşan, sohbet eden siyasetçileri arıyor. Hatta Gülhane’de, Yıldız Korusu’nda, Kız Kulesi’nde, rıhtım boylarında çay/kahve içen, muhabbet eden, bisiklet turu yapan siyasiler görmek istiyor.

Bu bakımdan siyasi partiler, gençlerin umudunu ayakta tutacak, gelecek adına kaygısız bir ortam sunacak ve vizyonunu buna göre belirleyerek politikalar üretmesi gerekiyor.

Teknolojiyi ustaca kullanabilen, vaktinin büyük bir kısmını sosyal medyada geçiren, dünya ile sürekli etkileşim halinde olan ve kendilerini değişim çağının bir parçası olarak gören gençler; eğitim sisteminde, medya düzeninde ve siyasetteyenilikler istiyor.

Dolayısıyla bugün, gençlere bir baba şefkatiyle vaat edilen indirimlerden ziyade, çevre, doğa, eğitim, kültür ve özgürlük alanlarıyla ilgili projeler üretilmelidir.

Çünkü artık gençler kendilerinden ne istendiğinden çok, kendilerinin ne istediğinin dinlenip dinlenmediğine bakıyor. Yani nesne değil özne olmak istiyor. 

Anlam yüklenen çipler olmayı değil, anlaşılan muhataplar ve anlam oluşturan aktörler olmak istiyor. Nutuk dinlemeyi değil; birlikte sanatsal, sportif, siyasi, entelektüel, kültürel etkinlikler/eylemler gerçekleştirmeyi arzuluyor.

Kayırmacılıkla, torpille işleyen bir toplum değil, duyarlılık/demokrasi ve kalite odaklı bir toplumsal yapı istiyor.

Bu kitleyi anlayabilen ve dünyalarına inebilenlerin bir netice elde edeceği bambaşka yeni bir Türkiye’ye doğru yol alıyoruz.Kısacası genç aday göstermekle gençlere hitap ettiğini düşünen varsa yanılıyor.

UFUK COŞKUN

BİR CEVAP BIRAK

Yorum yap!
Adınızı giriniz