Ana sayfa KÜLTÜR Hemingway’in Robert Jordan’ı Kimdir?

Hemingway’in Robert Jordan’ı Kimdir?

163
0
PAYLAŞ

Ernest Hemingway Çanlar Kimin İçin Çalıyor‘u yazmaya 1 Mart 1939 günü başladı. Roman, 21 Ekim 1940 günü “Charles Scribner’s Sons” etiketiyle kitâbçılara verildi. “Charles Scribner’s Sons” Çanlar Kimin İçin Çalıyor‘u 75.000 adet basmıştı. 471 sayfalık roman 2.75 dolardan satışa çıkartılır.

Yıllar boyunca, romanın kahramanı Robert Jordan’ın esin kaynağının kim olduğu tartışıldı.

Aslında Ernest Hemingway, Robert Jordan’ı yaratırken, tek kişiden esinlenmemişti.

Robert Jordan’da Ernest Hemingway’in kendisi, asıl ismi Hacı Umar Mamsurov olan Albay Ksante, Polonyalı komünist gönüllü Antoni Chrost ve Robert Hale Merriman vardır.

Düşmân hatlarına sızıp, köprüleri ve trenleri havaya uçuran Robert Jordan, biraz Albay Ksante ve biraz da Antoni Chrost’du. Albay Ksante’yi Gaylord’s Hotel’de Mikhail Kolstov’un odasında tanımış, sonraki günlerdeyse hakkında çok şey dinlemişti. Antoni Chrost ile de Teruel’in kuzey doğusundaki Alfambra’da karşılaşmıştı. Antoni Chrost orada trenleri ve köprüleri havaya uçuran küçük bir sabotaj ekibine komuta ediyordu. Ama, Robert Jordan, babasının Amerikan İç Savaşı’ndan kalma bir tabancayla intihâr ettiğini söylerken, Ernest Hemingway’di. Yazarın babası Clarence Edmonds Hemingway de, 6 Aralık 1928 günü, Oak Park’taki evinde, Amerikan İç Savaşı’ndan kalma 32 kalibrelik bir Smith & Wesson revolver ile intihâr etmişti.

 Bununla birlikte, edebiyat târihçileri, Robert Jordan’ın Ernest Hemingway’den, Albay Ksante’den ve Antoni Chrost’dan daha fazla Robert Hale Merriman olduğu konusunda görüş birliği içindedirler.

Robert Hale Merriman

Robert Hale Merriman 1908 doğumluydu. Nevada Üniversitesi’nden 1932 yılında mezûn olmuştu ve California Üniversitesi’nde iktisâd dersleri veriyordu. San Francisco’dan 27 Ağustos 1934 günü alınma  8132 seri numaralı pasaportuyla 18 Ocak 1937 günü savaşmak için İspanya’ya geldiğinde, doktora yapıyordu. 1932 yılında Marion Stone ile evlenmişti. Jarama Cephesi’nde savaştı. Efsânesiyse, 2 Nisan 1938 günü, Gandera kentinin yakınlarındaki Corbera d’Ebre bağlarında doğdu. Orada, bağların arasındaki bir tepede, yazar Edgar James Cody ile birlikte kayboldular. Cesedleri bulunamadı.

 Âkıbetlerine ilişkin farklı söylentiler vardır.

Çatışmadan yaklaşık 60 yıl sonra, Fausto Villar Esteban, Robert Hale Merriman ile Edgar James Cody’nin öldürüldüklerinin tanığı olduğunu açıkladı.

Onların son dakikalarının tanıklarından biri de Albin Ragner’dir.

Albin Ragner, makineli tüfek âteşine karşın, mevzilendikleri yerin arka taraflarından bir ses işitir. Bunun tank sesi olabileceğini düşünür.  Komutanı Robert Hale Merriman’a düşmân tanklarının geldiklerini söyler. Merriman buna ihtimâl vermez. Edgar James Cody ile birlikte ilerideki yamaca doğru hamle yaparlar.

Albin Ragner ancak bu kadarını görebilmiştir.

Sonrasını Fausto Villar Esteban anlatıyor.

Fausto Villar Esteban, Edgar James Cody’yi kendisinin bulunduğu yerin az önünde, bir yamacın üstünde görmüştür. Merriman da, Cody’nin daha ilerisindedir. Düşmânın makineli tüfek âteşinden dolayı ilerlemeleri mümkün değildir. Arkalarından tanklar da geldiğinden, iki âteş arasında kalıp ölecekleri muhakkaktır. Bu nedenle geri çekilme kararı alırlar.

Fausto Villar Esteban, Robert Hale Merriman ile Edgar James Cody’yi çağırmak içen yamaca doğru baktığında, ikisini de olukların yanında yatarken görür. Bir an için siper aldıklarını düşünür. Edgar James Cody’ye seslenir. Yanıt gelmez. Bu kez hem İspanyolca hem de İngilizce olarak ikisine birden seslenir. O ân, onların hiç hareket etmediklerini fark eder.

 Albin Ragner, sonradan, bu muhâriblerin yakalanıp öldürüldüklerini söylemişse de, bulunduğu yere göre, Fausto Villar Esteban’ın anlattıklarının daha doğru olduğunu düşünüyorum.

Robert Hale Merriman’ın ve Edgar James Cody’nin, 2 Nisan 1938 günü, saat 11.00 sularında,  Corbera d’Ebre bağlarında, muhtemelen makineli tüfek âteşiyle vurularak öldüklerini söyleyebiliriz.

Robert Hale Merrimam’ın karısı Marion, 1939 yılında, Emil Wachtel ile evlendi. Ondan 4 çocuğu oldu. Emil Wachtel’in 1977 yılındaki vefâtından sonra, Warren Lerude ile birlikte American Commander in Spain: Robert Merriman and the Abraham Lincoln Brigade ( 1986 ) isimli bir kitâb yazdı.

Marion, 1991 yılının Aralık ayında, Palo Alto’daki evinde, 82 yaşındayken uykusunda yaşama gözlerini yumacaktır. 

Marrion da  İç Savaş’ın  efsânevî kamyon sürücüsü Evelyn Hutchins  ile birlikte İspanya’ya gitmişti. Amerika Birleşik Devletleri’nden İspanya İç Savaşı’na katılan Salaria Kea ve Ruth Rebecca Davidow gibi az sayıdaki kadın muhâribten biriydi. Ama, 1937 yılının Kasım ayında ülkesine dönmüştü.

Antoni Chrost

O yaz İspanya’dan sürekli kötü haberler gelirken, İç Savaş’tan “tarafsız” ve “renkli” yazılar için Hemingway’e yeni bir teklif yapılmıştır.

 “Papa”, bu teklifi, Martha ile yeniden birlikte olmanın fırsatı olarak düşünüp, hemen kabûl etmişti.

 Hazırlıklarını yapmasının ardından, Le Havre üzerinden Paris’e gideceği gemiye biner. Ertesi gün de Martha Gellhorn, bir başka gemiyle Le Havre’a hareket eder. Ama, yalnız değildir. Hemingway’i iyi tanıyan Lillian Hellman, Dorothy Parker ve Alan Campbell da aynı gemideydiler.

Martha, depresyondaki Hellman’dan hiç hoşlanmaz. Hellman’ın da Gellhorn’u sevdiği   söylenemez.

Martha, “Papa” ile Paris’te buluşur. Herbert Matthews da orada onlara katılmıştır. Kafelerdeki  gazetelerden okudukları İspanya haberleri hepsinin morallerini bozmuştu.

“Papa”, Martha ve Herbert, Belchite’ye vardıklarında, kenti yıkılmış bulurlar. Sokaklarda cesedlerden ve hayvan leşlerinden başka bir şey yoktur. Kokudan nefes almak mümkün değildir. Oradan, birkaç kilometre ilerideki Cumhûriyetçiler’in kampına vardıklarında, karşılarına Robert Hale Merriman çıkar. Cephelerde Merriman’a benzeyen bir aydınla daha önce hiç karşılaşmamışlardır. Merriman, onlar için gerilladan ziyâde romanesk bir figür olmuştur.

Belchite’den Valencia’ya geçtiklerinde, Constancia de la Mora’nın bürosu onları Teruel’e götürür. Aslında Albay Ksante’yle tanışmasından beri Hemingway’in kafasının köprüleri ve trenleri havaya uçuran sabotajcılarla meşgul olduğu biliniyordu. Ama, “Papa”, sabotaj eylemleri ve eylemcileri hakkında bir şey bilmiyordu. Albay Ksante ise ser verip sır vermeyen biriydi. Ancak tesâdüfât Hemingway’den yana olacaktır.

Teruel’in kuzey doğusundaki Alfambra’ya geldiklerinde, Antoni Chrost ismindeki bir Polonyalı komünistin komutasındaki gerillalarla karşılaşırlar. Hemingway, Calatayud ve Zaragosa trenlerini havaya uçuranların bu adamlar olduklarını öğrenince, çok heyecânlanmıştır.

Antoni Chrost, 1967 yılında, öyküsünü Aleksandr Szurek’e anlatırken, Ernest Hemingway’e sabotaj eylemleri hakkında bütün bildiklerini öğrettiğini açıklar. Martha Gellhorn’un günlüklerinde ve Ernest Hemingway’in yazılarında  Antoni Chrost isminin hiç geçmemesi, bu öyküyü bazıları için kuşkulu hâle getirmiştir ama, 20 Eylül’de, Ernest Hemingway’in de Antoni Chrost’un da Alfambra’da oldukları kesindir. Antoni Chrost, Hemingway’in kendisini Rus sandığını, kendisine Rus değil Polonyalı olduğunu söylediğindeyse, “Benim romanımda sen bir Amerikalı olacaksın” dediğini iddiâ eder.

Wojciech Rodak, Antoni Chrost’u popüler târih dergisi Nazsa Historia‘nın 29 Haziran 2016 günlü sayısı için  Dobry dywersant i kiepski ubek. Polak, który zainspirował Hemingwaya başlığıyla yazmıştır. Bir başka kaynaktaysa, Antoni Chrost’un 1947 yılında Emniyet Müdürü olduğu, 1948 yılında Ordu’ya katıldığı ve 1951-1952 tutuklamalarından kurtulduğu belirtilmektedir.

Ertesi gün dağlarla çevrili Teruel’i tepeden görebilecekleri bir yere giderler. Oradan dürbünle kış hazırlıklarını yapan askerleri izlerler. İç Savaş’ın başından beri Teruel faşistlerin kontrolündeki bir kentti. Hemingway, geçit vermez karlı dağlara bakarak, Franco kuvvetlerinin ilkbahardan önce buradan daha ileriye geçemeyeceklerini düşünür. Oradan Salvacanete isimli mezraya vardıklarında, karanlık çöker. Geceyi arabalarında geçirirler. Gün ışıdığında, arabayı bir çiftlik evinin avlusunda bırakarak, at sırtında Monte San Lazaro’daki mevzileri dolaşıp, Cuenca’ya geri dönerler.

O gece Hotel Florida’ya vardıklarında, yorgunluktan sızıp kalmadan önce Hemingway’in kafasının Antoni Chrost ile meşgul olduğu tahmîn edilebilir.

Mikhail Kolstov ve Albay Ksante

Martha gelmeden önce, bir gece, Joris Ivens Ernest Hemingway’i Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği’nden gelenlerin kaldıkları Gaylord’s Hotel’e götürür. Mikhail Kolstov’un sigara dumanından göz gözü görmez hâldeki odasında, Gustav Regler, General Pavol Lukács, Aleksandr Mihayloviç Orlov, Ilya Ehrenburg ve Albay Ksante vardır.

Mikhail Kolstov, İspanya İç Savaşı’ndan ülkesine dönünce, “Büyük Terör” döneminde tutuklanacaktır.

“Yejov Zamanı” olarak da isimlendirilen bu operasyonel dönemin baş icrâcısı Nikolay Yejov’du. Onun 1936 yılının Eylül’ünden 1938 yılının Kasım’ına kadar süren iktidarında, 1.575.000 kişi NKVD tarafından tutuklanacak, 1.345.000 kişi mahkûm edilecek ve 681.692 kişiyse idâm edilecektir.

 Nikolay Yejov, Stalin’in emriyle yürüttüğü bu operasyonu, karısının sevgililerini uydurma suçlarla ortadan kaldırmak için de bir fırsat olarak görmüştü.

Mikhail Kolstov’un da  Yevgeniya Feigenberg’in sevgililerinden biri olduğu söyleniyordu. Yevgeniya’nın yattıkları arasında, Kızıl Süvariler ( 1926 ) ve Odessa Öyküleri ( 1931 ) isimli öykü kitaplarıyla bilinen İzak Babel bile bulunuyordu.

Önce Yevgeniya’nın ikinci kocası Aleksey Fyodoroviç Gladun kurşuna dizildi. Ardından, Semyon Uritski tutuklandı ve idâm edildi.

Marc Jansen ve Nikita Petrov, Stalin’in Baş Celladı: Halk Komiseri Nikolay Yezhov‘da ( 2002 ), Semyon Uritski’nin tutuklanmadan önce, sağda solda, Yevgeniya’nın İzak Babel’le ilişkisinin dedikodusunu yaptığını yazarlar. Yejov’un, adamlarına İzak Babel hakkında aleyhe delil toplanmasını emrettiği târih dikkate alındığında, ilişkiyi 1938 yazında Semyon Uritski’nin sayesinde öğrenmiş olduğu kesinlik kazanıyor.

Sovyet aydınları, 1938 yılının sonbaharı boyunca, Yevgeniya’nın çevresinde kim varsa, hepsinin tutuklanmalarına tanık oldular.

Aynı günlerde Stalin, Lavrenti Beriya’yı Yejov’un yardımcısı olarak atar. Kruşçev’in Anıları‘nda ( 1970 ) yazıldığı gibi, Yejov bu atamadaki gerçeğin farkındaydı; Stalin nezdindeki itibârının kaybolduğunu ve sonunun yaklaştığını hissetmişti.

15 Kasım’da Yevgeniya’nın çocukluk arkadaşlarından Zinayda Glikina ile Zinayda Koriman tutuklandılar. Beriya bu tutuklamaları âmiri Yejov’a haber vermeksizin yapmıştı. Sıranın Yevgeniya’ya geldiğini anlayan Yejov, karısını apar topar “astenik depresif sendrom” belirtileriyle Moskova dışındaki Vorovski Kliniği’ne yatırır. Yevgeniya, 19 Kasım’da, aşırı dozda “Luminal” alarak komaya girer ve 21 Kasım günü saat 19.55’te ölür. Donskoy Mezarlığı’na da  “Yevgeniya Khayutina” ismiyle defnedilir. Yejov, karısının cenâze törenine katılmaz. Ertesi gün kendisine karısının neden intihâr ettiği sorulduğunda, Yevgeniya’nın herkes için en hayırlı işi yaptığını söyler.

Zinayda Glikina ve Zinayda Koriman, 1940 yılının 25 Ocak’ında kurşuna dizilirler.

10 Nisan 1939 günü tutuklanan Yejov ise, ölüme giderken, karısının yatağına girdiğinden kuşkulandığı kim varsa, onların hemen hepsini, beraberinde sürükler. İşkenceyle alınan ifâdelerinde, isimlerini verdikleri arasında, İzak Babel, Mikhail Kolstov, Maksim Litvinov, Ivan Katayev, Aleksandr Kosarev, Topchanov, Otto Yulyeviç Şmidt ve genç Nikolay Barışnikov bulunuyordu.

Mikhail Şolohov’un da Yevgeniya’nın sevgililerinden biri olduğu bilinmesine karşın, Simon Sebag Montefiore muhteşem eseri Stalin: Kızıl Çar’ın Sarayı‘nda ( 2003 ), Şolohov’a Stalin nedeniyle dokunulamadığını yazacaktır. Şolohov, Stalin’in gözde yazarlarından biriydi. Stalin’in, Yejov’un ve Beriya’nın ölüm listelerinden, eğer bir şâhsî sorunu bulunmuyorsa, bazı isimleri çıkarttığı biliniyor. Beriya, selefinin sorgusundan 457 kişilik bir liste hazırlayarak, bunu Stalin’e vermişti. Onlardan 346’sı Beriya’nın talebiyle idâm cezâsına mahkûm olurlar. İzak Babel 27 Ocak 1940 günü, Mikhail Kolstov ise 2 Şubat 1940 günü kurşuna dizilerek idâm edildiler.

İlya Ehrenburg, yıllar sonra, İzak Babel’in idâmı kendisine sorulduğunda, “Yevgeniya’nın evine girilmeyeceğini bilmesi gerekirdi,” diyecektir. Yejov’un cezâsı da, 4 Şubat 1940 gecesi, Varsanofevski Yolu üzerindeki bir NKVD binasında Vasiliy Mikhayloviç Blokhin tarafından infâz edildi.

O gece Hemingway’in en fazla Mikhail Kolstov’u tanımaktan keyif aldığı kesindir. Ömründe Mikhail Kolstov kadar zekî bir adam hiç görmemiştir. Bu nedenle Mikhail Kolstov’u Çanlar Kimin İçin Çalıyor‘un ( 1940 ) Karkov’u yapacaktır (   Çanlar Kimin İçin Çalıyor‘dan : “Ömrümde Karkov kadar zekî bir adam görmemiştir,” ). Kötü dişleri nedeniyle konuşurken tüküren Mikhail Kolstov (  Çanlar Kimin İçin Çalıyor‘dan : “…çürük dişlerinin arasından, tükürür gibi konuşması vardı,” ), komik ve neşeli bir adamdı (  Çanlar Kimin İçin Çalıyor‘dan : “…Robert Jordan onu ilk önce biraz komik bulmuştu ama, sonra, onun şimdiye kadar hiç rastlamadığı derecede kafalı, iyi kalpli, anlayışlı, neşeli bir adam olduğunu görmüştü,” ). Mikhail Kolstov’un İspanya’da tuttuğu günlüğü, ölümünden yıllar sonra, 1963 yılında, Diario de la guerra española ismiyle kitâb olarak yayımlanacaktır.

Hemingway,  Ilya Ehrenburg’dan hiç hoşlanmamıştır. O gece onu dövmeye kalkışır. Bir içki şişesini suratına fırlatır. Diğerleri araya girince, sakinleşir. Araya girenlerden biri, Wasser, Brot und blaue Bohnen ( 1932 ), Im Kreuzfeuer: ein Saarroman ( 1934 ) ve Die Saat: Roman aus den deutschen Bauernkriegen ( 1936 ) eserleriyle tanınan Alman yazarı Gustav Regler’dir. Bu adam Joris Ivens’in İspanya Toprağı ( 1937 ) filminde de görünür.

General Pavol Lukács diye tanıtılan kişi, aslında Máté Zalka ismiyle yazan Béla Frankl’dı; Macar olmasına karşın, İspanya’da Stalin için çalışan bir gizli servis elemanı olarak bulunuyordu. Çocuk yaşta, 18’inde askere alınmış, 1917 yılında Rusya cephesine gönderilmiş ve orada esîr düşmüştü. Komünizmle esâreti sırasında tanışan Béla Frankl, savaştan sonra ülkesine dönmez. Vera ile karşılaşmış ve Natalya ismini verdikleri bir kızları olmuştur. Bu kızın, yaşlılığında, 26 Nisan 1986 günü meydana gelen Çernobil reaktörü kazasına bağlı komplikasyonlar nedeniyle yaşamını yitirdiğini biliyoruz. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda  “Lukács tábornok”  ismiyle Mustafa Kemal’in saflarına katıldığı söylenir. 1921’den 1923’e kadar da bir GPU elemanı olarak, anarşist Nestor Makhno kuvvetlerinin şiddetle bastırılmasında çok önemli bir rol oynamıştır. İspanya İç Savaşı’nda, 11 Haziran 1937 günü, Huesca’nın kuzeybatısındaki Apiés köyünün civârındaki gönüllüleri denetlerken, Huesca – Barbastro yolunda içinde bulunduğu otomobil topçu âteşi altında kaldı. Sürücü olay yerinde hemen öldü, kendisi de kafasından aldığı ölümcül yara nedeniyle birkaç saat sonra cân verdi. Otomobilin arka koltuğunda oturan Gustav Regler de ağır yaralanmış, İspanya’dan ayrılmadan önce birkaç ay hastahânede yatmıştı. General Pavol Lukács, Ernest Hemingway’in Çanlar Kimin İçin Çalıyor‘unda ve Under the Ridge‘sinde karşımıza çıkar.

Aleksandr Mihayloviç Orlov, Stalin’in gizli servisinden bir istihbârât elemanıydı. Asıl ismi Leyba Lazareviç Feldbin’di. Stalin’s Agent: The Life and Death of Alexander Orlov ( 2014 ) isimli biyografisini Boris Volodarsky yazmıştır. Jesus Hernandez’in La grande trahison‘unda ( 1953 ) ise, Aleksandr Mihayloviç Orlov’un İspanya’daki faâliyetlerine değinilmektedir. 1938 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne ilticâ etti. Rudolph Klement’in kaçırılıp 14 Temmuz veya 15 Temmuz 1938 günü öldürülmesinden sonra Troçki’ye gönderilen isimsiz suikast ihbârı mektûbunu, bir komite soruşturmasında, kendisinin yazdığını açıkladı. Mektûbunda, suikastçının “Mark” isminde biri olabileceğini söylüyordu. Tarîf ettiği “Mark”, aslında Troçki’nin yakınındaki “Etiénne” isimli şahsa fazlasıyla uyuyordu. Yıllar sonra bu kişinin NKVD ajanı Mark Zborowski olduğu anlaşıldı. 1933 yılında  Paris’e gelen Mark Zborowski, Troçkistler’in arasına “Etiénne” ismiyle sızmış ve birkaç cinâyette faâl rol oynamıştı.

Mikhail Kolstov’un odasındaki en ilginç kişi, kuşkusuz, Albay Ksante’ydi. Muhtemelen Aleksandr Mihayloviç Orlov’un dışında odadaki hiç kimse Albay Ksante’nin gerçek kimliğini bilmiyordu. Asıl isminin İspanya İç Savaşı’ndan epey sonra Kuzey Osetya doğumlu Hacı Umar Mamsurov olduğu öğrenilen Albay Ksante, çok özel biriydi. Uzmanlık alanı sabotaj ve suikastti; hatların ötesinde sabotajlar ve suikastler gerçekleştiriyordu. Mikhail Kolstov’un tanıklığına göre, 14 Kasım 1936 günü, anarşist lider Buenaventura Durruti Madrid’deyken, kendisine askerî danışmanlık yapacak birini ister. Ona Ksante’yi önerirler. Durriti de kabûl eder. Durriti’nin yanında eski askerler varken  neden böyle bir istekte bulunduğu ve ideolojik düşmânı Albay Ksante’yi Durriti’ye kimin önerdiği husûsları kafamı hep karıştırmıştır. 1936 yılının Kasım’ında ve Madrid’de, bir komplo olmaksızın, Durriti ile Hacı Umar Mamsurov’u birlikte tahayyül etmek mümkün değildir. Zaten Madrid’de anarşistler açısından kötü günler de, Albay Ksante’nin Durriti’ye danışmanlık yapmasıyla başlayacaktır. Aslında, Durriti Madrid’e istemeyerek gitmişti. 13 Kasım ile 19 Kasım arasında, Durruti’nin komutasındaki birliklerin yarısından fazlası Madrid’de telef olur. İspanya İç Savaşı’nda hayatta kalan anarşistlerden Ramon Garcia Lopez, 5 Mayıs 1971 günü, Hans Magnus Enzensberger’e, “Madrid’de ölmekten başka elimizden bir şey gelmiyordu,” diyecektir. Söylentiye göre, bir gece, Ksante Durriti’ye, adamlarının çok kötü makineli tüfek kullandıklarını söylemiş. Doğru olabilir. Ama, anarşistlerin Madrid’deki yenilgilerini bunun gibi nedenlere bağlamak, zırvalıktır. Anarşistler, makineli tüfek kullanmada beceriksiz olsalar bile, “FAI” denilen bombanın uzmanıydılar. “FAI”, özellikle sokak çatışmalarına uygun ve tahrîb kapasitesi yüksek bir el bombasıydı. Ağır olduğundan açık arâzîde uzağa fırlatılması zordu. Buna karşılık, kentlerde, yapıların balkonlarından veya çatılarından atıldıklarında, düşmânın ağır zâyiâtına neden oluyorlardı. Madrid’deki çatışmalar, sokaklarda ve çatılarda sürerken, 19 Kasım günü saat 14.00’de Durruti vurulur. Kurşun deliği göğüs kafesi seviyesinde, 6’ncı ve 7’nci kaburga kemiklerinin arasındadır. Perikardiyum bölgesindeki iç hasâr çok ciddidir. Hastahânede kurtulmasının mümkün olmadığı açıklanır. 20 Kasım sabahı saat 06.00’da yaşamını yitirir. Önce, karşı binâdan açılan makineli tüfek âteşiyle vurulduğu, ardından da  bu cinâyetin Moskova yanlısı komünistlerin suikasti olduğu  söylentisi kentte yayılır. Jaume Miravitlles’in tanıklığına nazaran da, Durruti’nin karısı Émilienne Morin, kocasının katilinin o ân yanında bulunanlardan biri olduğunu fısıldamıştır. Federica Montseny buna şiddetle karşı çıkar. Ona göre, Julio Graves, José Manzana, Antonio Bonillo, Miguel Yodi ve Ramón García López gibi isimlerin hiçbiri böyle bir cinâyete yatkın kişiler değillerdir. Kısa bir süre sonra, Durruti’nin aslında kazâen kendisini vurduğu konuşulmaya başlanır; yanındakiler Durruti’nin namlusunu yukarıda göğsüne doğru dönük tuttuğu   otomatik tüfeği “Naranjero”,  Packard’ın basamağına sıkışınca, âteş aldığını anlatmaya başlamışlardır. Bu nedenle Pedro de Paz Chiquero’nun The Man Who Killed Durruti ( 2005 ) isimli kitâbı ilginç bir okuma olabilir. Durruti’nin vuruluş gerçeği hangisi olursa olsun, Durruti’nin ölümü Madrid’deki siyâsî ortamı bir gecede değiştirmiş,  Moskova yanlısı komünistlere kentte büyük taktiksel avantajlar sağlamıştı. 

Sovyet etkisi hemen hızla büyür.

Artık Madrid sokaklarında bir kişinin “Confederación Nacional del Trabajo” veya  “Federación Anarquista Ibérica” kimliğini taşıması, faşist milis olmaktan bile daha tehlikeli hâle gelir.

Sonuçta, lidersiz kalan anarşistler, Madrid’i komünistlere bırakmak zorunda kalırlar. Dolayısıyla, Durriti ile Albay Ksante ilişkisi doğru okunmadığı müddetçe, bu tuhaf sürecin ve Durruti’nin ölümündeki gizemin, asla çözülemeyeceğini düşünüyorum.

Kahraman Mağlûb

24 Temmuz’u 25 Temmuz’a bağlayan gece başlayıp, 16 Kasım 1938 gününe kadar sürecek olan Ebro Muhârebesi’nden gelen kötü haberler, Ernest Hemingway’i çok sarsar. Oysa muhârebenin ilk gününde, Corbera alınmış, Vilalba yakınlarına kadar gelinmiş ve Móra d’Ebre temizlenmişti. Bununla birlikte muhârebenin ilk gününde, öğleden sonra, milliyetçilerin hava üstünlüğü ortaya çıkmıştı. Köylerde mevzilenen Franco’nun askerleriyse, açık arâzîdeki Cumhûriyetçiler’e nazaran daha fazla dinlenme olanaklarını bulabiliyorlardı. Muhârebenin beşinci gününden itibâren Cumhûriyetçiler’in uykusuzluk ve yorgunluktan perişan durumda oldukları görülür. Onların yerlerine cepheye gönderilecek yedek gönüllüler bulunamaz.

Hemingway, dayanamaz. 4 Kasım’da Barcelona’ya varır. Majestic Hotel’de Herbert Matthews, Sefton Delmer, Vincent Sheean, Hans Kahle ve Robert Capa, Hemingway’i  muhârebe hakkında bilgilendirirler. 5 Kasım’da, Herbert Matthews’un debriyajı bozuk hantal Minerva’sıyla, Ebro’da bir köprüyü tutan Enrique Líster Forján’ın  yanına gitmek için yola çıkarlar. Ateş altında, Lister’in karagâhına doğru tırmanırlar. Robert Capa, orada Lister ile Hemingway’in fotoğraflarını çeker. Lister, bir telefon görüşmesinin ardından, onlara hızla bölgeden ayrılmalarını söyler. Kendisi de askerlerine geri çekilme emrini verecektir. 6 Kasım’da, Herbert Matthews Ernest Hemingway’i  Ripoll’e götürür. Orada Abraham Lincoln Taburu’ndan sağ kalanlar tahliye edilmelerini bekliyorlardı. Bir sokakta yazar Alvah Bessie’ye  rastlar. Yaralıdır. O gece, hava saldırısı altında, hep birlikte Majestic Hotel’deki bir partiye giderler. Hemingway, bir ara Herbert Matthews’a dönüp, sabah arabasıyla kendisini Perpignan’a götürmesini recâ  eder. Bir daha dönmemek üzere ülkesine gitmek istiyordur. Onun için İspanya İç Savaşı bitmiştir.

1 Mart 1939 günü, Ernest Hemingway,  Havana’daki Ambos Mundos Hotel’inin 511 numaralı odasına çıkar. Bir süre masanın üzerindeki daktilosuna bakar ( Bugün müzeye dönüştürülmüş olan odadaki  bir “Corona No.3” olmasına karşın, o günkü daktilonun aslında “Royal Quiet de Luxe”, “Halda” veya “Rémington” olduğunu söyleyenler de vardır ), sonra bir kâğıt takıp, Çanlar Kimin İçin Çalıyor‘u yazmaya başlar. Robert Jordan Hem’i, Robert Hale Merriman, Antoni Chrost ve Albay Ksante ile yeniden Sierra de Guadarrama’da buluşturmuştur.

Hemingway’in Çanlar Kimin İçin Çalıyor‘u yazmaya başlamasından 26 gün sonra, 27 Mart 1939 gününde, Madrid Franco’ya teslim olur. Birkaç gün sonra da, Amerika Birleşik Devletleri, İç Savaş’ın galibini İspanya’nın meşrû hükûmeti olarak tanır. İspanya İç Savaşı’na giden herkes FBI’ın kara listesine girer. Ernest Hemingway de  FBI’ın “Devlet Düşmânı Amerikalılar” listesinin  üst sıralarında yer alır.  Ama Robert Jordan, yaratıcısına karşın,  “kahraman mağlûb” kimliğiyle politikalar üstü bir simge olup çıkacaktır. 1987 yılında senatör seçilen muhâfazakâr sağcı John McCain,  Douglas Skyhawk A-4 uçağının düşürülmesinin ardından, 1967 ile 1973 arasında yaklaşık 5.5 yıl Kuzey Vietnam’da esîr kalmıştır. Onun  zindânda bu romanı okuduktan sonra, “Robert Jordan olmak istediğim yegâne kişidir,” dediği biliniyor.    

BİR CEVAP BIRAK

Yorum yap!
Adınızı giriniz