Ana sayfa DÜNYA İsrail’de İlliberal Demokrasiye Devam

İsrail’de İlliberal Demokrasiye Devam

17
0
PAYLAŞ

10 Nisan 2019 Şlomo Ben-Ami*

Yine İsrailli Araplara karşı iftiralar ve dezenformasyonun hakim olduğu bir seçimin ardından Başbakan Binyamin Netanyahu art arda dördüncü kez seçilmeyi başardı. Bu sonuç İsrail demokrasisine ve özellikle Netanyahu’nun açık ırkçılığına basmakalıp ve yavan laflarla karşılık veren İsrail soluna ve merkezine karşı bir ithamname niteliğinde.

TEL AVİV – Yine Bibi kazandı. Yahudilerin üstünlüğünü savunan, ırkçı bir partiyle ittifak kurmakta beis görmeyen Binyamin Netanyahu art arda dördüncü kez İsrail başbakanı olmayı başardı. Sağ Kanat Partiler Birliği (SKPB) Netanyahu’nun kendilerine eğitim ve adalet bakanlığını vaat ettiğini söylüyorsa, bizim bundan kuşku duymamız ne mümkün? Netanyahu’nun diğer sağ kanat müttefiklerinin yanı sıra, SKPB halen başbakanı bekleyen yolsuzluk suçlamalarından koruyacak yeni bir yasayı desteklemiş bulunmakta.

İsrail’deki son parlamento seçimi ülkenin tüm dünya çapında sayıları artmakta olan illiberal demokrasiler bloku içindeki konumunu pekiştirmiş oldu. Bir kez daha Netanyahu kendisinin koruyup savunması gereken devlet kurumlarına karşı insanları seferber ederek kazandı. Görevlerini yerine getiren yargı sistemini ve polisi bu seçim turunda utanmazca payladı. Ailesinin ve ahbap-çavuşlarının uygunsuz davranışlarını ortaya çıkaran medyaya saldırdı. Kendisinin büyüklüğünü kabul etmeyi reddeden aydınlara veryansın etti. Ve eski Siyonist “solu” hainler olarak nitelendirdi.

Arap partileri ise, kısmen seçmenin sandığa gitmemesi nedeniyle, sandalyelerinin yaklaşık %25’ini kaybettiler. Netanyahu’nun “ulusların kendi kaderini tayin hakkının” İsrail’de “sadece Yahudi halkına ait” olduğunu ilan eden “ulus-devlet yasasını” geçirmeyi başarmasının ardından İsrail’in Arap vatandaşları öyle görülüyor ki artık sahte bir demokrasiye güvenilirlik kazandırmaya alet olmak istemiyorlar. Kampanya boyunca İsrail’in hemen tüm siyasal yapısı tarafından onlara siyasi cüzamlı muamelesi yapıldı.

Özellikle İsrail solu müflis bir siyasi proje olarak teşhir oldu. Gerçekte Netanyahu yönetiminde İsrail o kadar fazla sağa savruldu ki artık “solcu” kavramı iftira haline geldi. Gerek ana rakibi olan, merkezci Mavi-Beyaz ittifakı, gerekse İşçi Partisi bu etiketten kaçındılar. Ve ikisi de Netenyahu tarafından İsrailli Arapların devlet düşmanı olarak kötülenmesine karşı çıkma cesaretini gösteremedikleri gibi, ayrıca Arap partileri ile parlamentoda ittifak oluşturmayı düşünmeyi bile reddettiler. Arap sorununda liberal Siyonistler Netanyahu’nun İsrail’i tek ırk, tek parti devleti haline getirme projesine razı oldular.

Toplam olarak bu seçim, İsrail demokrasisine karşı muazzam bir ithamname anlamına geliyor. Kişisel iftiraların ve dezenformasyonun hakim olduğu kampanyada bir tek önemli sorun ciddi olarak tartışılmadı. Sanki Netanyahu’nun acımasız neoliberal politikaları – refah devletinin zayıflatılması ve orta sınıfların ezilmesi – hiç önemli değildi. Keza üretici olmayan Ortodoks toplumunun Netanyahu döneminde önemli oranda artan devlet sübvansiyonlarına bağımlılığı da hiç tartışılmadı.

Ve son olarak, görmezden gelinen büyük sorun: Filistin sorunu. Muhafazakar oyları kaybetmekten korkan sol ve merkez partiler, ülkenin önündeki bu en büyük varoluşsal ve ahlaki sorunu ele almaya yönelik – bir politik program önermek şöyle dursun – ikna edici bir tek beyanatta bile bulunmadılar. Evet, soldaki adaylar sözde soruna değindiler, ve Mavi-Beyaz’ın renksiz lideri Benny Gantz işgal altındaki topraklarla ilgili “diplomatik bir adım” atılması gerektiği hakkında bir şeyler mırıldandı, fakat hepsi bu kadardı.

Bu arada, Netanyahu Batı Şeria’nın kısmi olarak İsrail’e ilhakına ABD Başkanı Donald Trump’ın yeşil ışık yakmasını sağlayabileceğini övünerek söylediğinde, Gantz ve soldakiler neredeyse hiçbir şey söylemediler. Ve aynı şekilde Trump yönetiminin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasını ve Golan Tepeleri üzerinde İsrail’in egemenliğini ilan etmesini Netanyahu sahiplenirken de tepki göstermediler.

Gerçekte ABD-İsrail ilişkileri seçim kampanyasında hemen hiç bahsi geçmeyen bir diğer ana konu idi. Netanyahu’nun Trump ve Amerikan evanjelistleri ile ittifakının İsrail’e ABD Demokrat Parti çevrelerinde artan oranda destek kaybına neden olduğu ya da İsrail Ortodoks toplumuna açık çek vermesinin Amerika’nın ağırlıkla liberal Yahudi toplumunu yabancılaştırdığı kimin umurunda. Demokratların 2020 Başkanlık aday adaylarından Beto O’Rourke, Netanyahu’nun Amerika’nın İsrail ile özel ittifakına zarar veren bir “ırkçı” olduğu uyarısına İsraillilerin cevabı o ırkçının iktidarını uzatmak oldu.

Kampanya boyunca Netanyahu dış politika siciliyle övünüp durdu. Doğu Avrupa’daki illiberal yönetimler ve Brezilya’nın yeni sağcı cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro ile sıkı fıkı olmanın yanı sıra, İsrail’in Asya’daki ekonomik gücünü arttırdığını, Afrika’da diplomatik atılımlar yaptığını ve komşu Arap ülkeler ve Suudi Arabistan’la örtülü ortaklıklar kurduğunu iddia ediyor.

Ve burada da Netanyahu’nun rakipleri topu ellerinden kaçırdılar. Onun yeni ortaklıklar kurmaktaki amacının Filistin topraklarını ilhak etme planına karşı uluslararası muhalefeti savuşturmak olduğuna işaret edebilirlerdi. İsrail’in diplomatik ilişkilerini ana varoluşsal sorununa kabul edilebilir bir çözüm için kullanmak yerine bunları kendi şovenist gündemi için istismar etti.

Maalesef bu seçim İsrail’i önümüzdeki yıllarda nelerin beklediği konusunda hiçbir kuşkuya yer bırakmıyor. Netanyahu’nun ahbap-çavuşları ve aile fertleri, ırkçı mesyanik yerleşimciler, ve devlet bütçesi üzerinde fırsatçı emellere sahip Ortodoks partilerden oluşan bir hizip İsrail’i Güney Afrika apartheid rejimine benzeyecek yeni bir tek devlet realitesine doğru sürükleyecek.

Eğer bir teselli varsa o da şu ki İsrail solu ve merkezi – Meretz ve İşçi Partisinden Arap partilerine ve Mavi-Beyaz’a – hala hep birlikte neredeyse seçmenin neredeyse yarısını temsil ediyor. İsrail’in ruhu için mücadele etmeye istekli, cesur bir lider başarılı olabilir, fakat ancak çekinmeksizin İsrailli Araplarla ittifak yaparak. Bu sadece en iyi seçim stratejisi değil. Aynı zamanda yapılması doğru olan şey.

Çeviren: Sadi Yumuşak

Kaynak: https://www.project-syndicate.org/commentary/netanyahu-israel-election-victory-by-shlomo-ben-ami-2019-04

BİR CEVAP BIRAK

Yorum yap!
Adınızı giriniz