Ana sayfa DOSYA KÖY ENSTİTÜLERİ / KIRSAL KALKINMA – BALIKÇILIK

KÖY ENSTİTÜLERİ / KIRSAL KALKINMA – BALIKÇILIK

519
3
PAYLAŞ

Cumhuriyetimizin en önemli ve özgün eğitim, aydınlanma ve kırsal kalkınma projesi olan Köy enstitülerinin kuruluşunun 80. yılında; ülkemiz eğitiminin tüm uluslararası değerlendirme kriterlerinde ‘dibe vurduğu’ yılları yaşıyoruz.

Cumhuriyetimizin ilk 25 yılında Karadeniz bölgesinde balıkçılık alanında yapılan en önemli faaliyet Beşikdüzü KE bünyesinde balıkçılık şubesinin kurulması olmuştur.(1) Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde geleneksel yöntemlerle avlanan balıkçıların ürünlerini sınırlı bir bölgede satabildikleri yıllarda kurulan enstitülerin balıkçılık ve su mahsulleri dersinin konuları; Türkiye’nin su mahsulleri/Balıklar üremeleri ve avlanmaları/Balıkları muhafaza usulleri/ Balıkçılık Sanayisi/ su mahsulleridir. Son yıllarında ise Zootekni dersinin bir alt başlığı haline getirilerek genişletilmiştir.(2) Geleneksel yöntemlerin bilimsel bilgiyle desteklendiği, o günün koşullarında ‘entegre’ diyebileceğimiz işletmeler kuran, Türk eğitim tarihinde balıkçılığa dönük profesyonel eğitim verilen ilk okullar olarak tarihe geçen Beşikdüzü-Arifiye ve Ladik KE de yaşanan balıkçılık sürecine kısaca göz atalım.

Beşikdüzü KE nin kurucu Müdürü Hürrem Arman, atamasından önce Tonguç’un; ‘senin tarlan Karadeniz olacak, büyük çapta balıkçılığa girişeceksin. Toprağın ve tarım işlerin az olacağa benzer. Bütün amacın Karadeniz’i sömürmek olacak. Diğer Köy Enstitülerinin balık ihtiyacını siz sağlayacaksınız. Belki ileride balık tozu , balık gübresi ve balık konservesi fabrikaları da kuracaksınız’ ifadesiyle beklentilerini anlattığını anılarında belirtir. Karadeniz bölgesini görmeyen, balığı yemek sofrasında gören ve yüzme de bilmeyen, ‘Karadeniz’in tarlası olması’ talimatını aldığı görüşmeden ‘şaşkınlıkla’ çıktığını anlatan Arman, coğrafya kitaplarında Beşikdüzü’nün adının bile olmadığını da belirtir. Arman, 1940 yılı başında Eğitmen Kursu çalışmaları ile görevine başlar. 17.04.1940 tarihinde Köy Enstitüleri kanunun çıkması ile enstitünün kuruluş çalışmalarına devam eder. Balıkçılıkla ilgili ilk çalışmalarını deneyimli eğitmen kursu öğrencileri ile başlatmak amacıyla önerilen ekipmanlar alınır. Bir kayık, molozlama ve sargan ağı alınarak, Adem Baykuş ve diğer kursiyer öğrenciler ava çıkarlar. Arman’ın korku ve heyecanla izlediği, beklentileri karşılamayan balık avlarının miktarı ve hesapları bakanlığa raporlanır. Bir müddet sonra alınan cevapta; ‘tonlarla balık tutmak’ için gereken her şeyin yapılması önerilir. Bir müddet sonra kayıkları ikileyen Arman; döner sermaye ile alınacak bir motorla dışarıya ücretle iş yaparak gelir yaratma planlarına başlar. Akçaabat’ta satılılık 23 tonluk motoru 3.500.-TL senetle alarak Vakfıkebir’den Osman Kaptan’la anlaşır. Kaptan’ın tayfaları temin etmesi ile nakliye işlerine başlanır ancak beklenen gelire gene ulaşılamaz. Tonguç ve Ferit Oğuz Bayır’ın yönlendirmesi ile Beşikdüzü’ne gelen Balıkçılık Mütehassısı İsmail Özkul’un, eğitici ve yönlendirici yaklaşımları ile tekrar yeni donanım ve ekipmanların alınmasına geçilir. Özkul’un ziyareti sonrası düzenlediği raporun etkisi ve Tonguç’un desteğiyle koşullarda zorlanarak ‘balıkçılık filosu’ kurulur. Usta öğretici Fehmi Reis (Savaşer) kadroya katılır. Zaman zaman ‘sonu belli olmayan serüvene girdiğini’ düşünen Arman; 29 Ekim 1944 Cumhuriyet Bayramında okulun demir atölyesinin usta öğreticisi Mustafa Demir öncülüğünde Sürmeneli Kayık ustaları Ahmet ve Vahit Kaya tarafından yapılan ve TONGUÇ adı verilen 11 ton kapasiteye sahip balıkçı motoru denize indirilir. (3)

1945 yılına gelindiğinde tamamı kendi kaynakları ve deniz ürünleri geliri ile oluşturulan balıkhane, filo ve ekipman/kadro Karadeniz’in en güçlü ve örgütlü balıkçılık kuruluşu haline gelir. 1945 te 500 ton hamsi, 60 bin çift palamut, 45 ton diğer balık türleri ile önemli üretim düzeyine ulaşılmıştır.(4)

Kısa diyebileceğimiz bir sürede Karadeniz’i tarlası yapan Arman ve balıkçılık ekibiyle öğrencileri; haberleşme sistemi, eğitim ve yeni teknikler uygulayarak avlanan deniz ürünlerinin ihtiyaç fazlasını yörede pazarlamış, yakın enstitülerin ihtiyacını karşılamış, artan hamsi stoğu tuzlanarak yokluk yıllarında yeni beslenme kaynakları yaratılmıştır. Diğer balıkçılar ve aracıların şikayetlerine rağmen kıyı şeridinde özellikle hamsi fiyatları uzun süre ucuzlamıştır. Okulun balıkçılık çalışmaları bölge balıkçılarının kendilerini geliştirmelerinde etkili olduğu söylenir olmuştur. Günümüzün değimiyle rekabetin faydaları da görülür.Köy Enstitülerinin ‘iş içinde işle eğitim’ yöntemi doğrultusunda ‘balık tuzlaması için gerekli fıçı ihtiyacı işlik kurularak karşılanır. Balıkhanenin tamamlanmasını takiben temizleme, tuzlama, istif/paketleme işleri ile balık ağı yapımı-tamiri öğrenciler tarafından yapılır.'(5) Tarım usta öğreticisi Aziz Ağa’nın hamsi gübresi meyve sebze bahçesinde kullanılır. Ayrıca, yapılan deneyler ve uygulamalar değerlendirilerek ‘Denizcilik ve Balıkçılık Yönetmeliği’ hazırlanır.(3)

Arifiye KE kurucu Müdürü S.Edip Balkır; Tonguç’un önerisi, Balıkçılık Mütehassısı İsmail Özkul’un yönlendirmesi ve desteği ile Sapanca gölünde Balıkçılık Başı öğretmen Muammer Köseataç’ın yönetiminde 1941 yılında girişimlerine başlar. İlk avlanan balıkları yemek istemeyen öğrencilerin tutumu Balkır’ı ve ekibini epeyce üzer. 1942 yılında eksik ekipmanlar ile balıkhane ve diğer sosyal tesisler borçlanılarak ve döner sermaye imkanları ile tamamlanır. Usta öğretici Ömer Reis ve dönüşümlü çalışan öğrenciler; Sapanca gölünden sonra deniz avcılığı yapmak üzere İzmit Körfezine açılması olumlu sonuçlar doğurur. İhtiyaç fazlası balıklar Sapanca, İzmit ve Adapazarı’nda öğrencilerce pazarlarda satılır. Kısa sürede öğrencilerinin balık yemeye başladığını gören Balkır, balıkçılık faaliyetlerini düzenli raporlar, ulaşılan av sonuçları ile elde edilen gelirden memnuniyetini ifade eder.(6) Balıkçılık ekibinden öğrenci Edip İzmirligil, 1947 yılında Köy Enstitüleri dergisinde; ‘Sapanca Gölünde Balık Türleri’ başlıklı yazısında deneyimlerini ve göl hakkındaki bilgileri paylaşır.(7)

Ladik KE ise; 1945 yılı ’17 Nisan Köy Enstitüleri Kuruluş Bayramında’ Samsun’un Derbent bölgesindeki balıkhanenin açılışı Müdür Enver Kartekin tarafından yapılır. Enstitüde başka bir eğitsel etkinlik alanı olacak ve döner sermayeye katkıda bulunacak balıkhanede öğrenciler bir yıl dönüşümlü olarak çalışır. Rehber öğretmen Kemal Fırat’ın (Lan yavrum Kemal) sorumluluğunda çalışan balıkhanenin bina, yatakhane, ekipman ve donanımları ile kadrosu süreç içerisinde tamamlanır. Tüm Akpınarlıların güven ve sevgisini kazanan Kemal Fırat’ın yönetiminde; ‘Samsun-Derbent Balıkhane Etkinlikleri’ aynı yıl başlatılır. Öğretmen, öğrenci ve diğer çalışanların kısa süreli dinlenme ihtiyaçları için sosyal ortam da yaratılmış olur. Hüseyin Kaptan yönetiminde yardımcısı, motorcu ustası ve öğrencilerden oluşan ekip, özellikle kalkan ve barbun mevsiminde iyi gelir sağlarlar. İhtiyaç fazlası balığı Samsun halinde satan ekip, döner sermayeye gelir sağlar, borçlar ödenir, okulun diğer ihtiyaçları giderilir. Balıkhanenin tutarlı, istikrarlı ve verimli çalışması çevreden, diğer balıkçılardan tepki almasına karşın taviz verilmez.(8)

İnönü bir gezi dönüşü toplantısında Tonguç’a; ‘KE de balıkçılık çalışmalarına gezide konuşulan şekilde ehemniyet verilecek’ notunu (9) yazdırması konuya verilen önemi göstermektedir. Diğer tüm enstitülerde de balıkçılık dersleri teorik olarak devam ettirilmiştir.

Beşikdüzü, Arifiye ve Ladik KE de Tonguç’un özel ilgi ve desteği ile yürütülen balıkçılık eğitim ve avlanma faaliyetlerinde yönetim, çalışan ve öğrencilerin oluşturduğu ekip ruhuyla olumlu sonuçlara ulaşıldığı görülmektedir. Her üç enstitüde iç kaynak ve döner sermaye katkısıyla dönemin enteğre işletmelerini kuran yöneticiler, okullarında-çevrede beslenme sorununun yaşandığı dönemde çevre halkına ucuz balık satarak tepkilere rağmen şevkle çalışmalarını sürdürmüşlerdir.

1941-47 yılları arasında ‘KÖY ENSTİTÜSÜ BALIKHANESİ’ kurulan her üç enstitüde öğrencilerin gururla seyrettiği binalar, 1947 de başlayan yıkım sürecinde ise, 1951 yılına kadar viraneye dönüşmelerinin, talan edilmelerinin hüznü yıllarca yaşanır.

Kısa süre içinde balıkçılık filosunu ve kooperatif temelli pazarlama ağını kurarak, muasır mesleki eğitim yöntemleri ile nitelikli çalışanlar yetiştirmeye başlayan, faaliyetleri ile bölge balıkçılığının kaynak, yöntem ve teknik açılardan gelişimine katkılar sunan, bu katkılarıyla, başta itiraz eden, balıkçıların dahi desteğini alan ilk BALIKÇILIK okulu anılarda kalmıştır.(4) 1947 yılına kadar oluşturulan deneyimli kadro ve enstitülü öğretmen/öğrenci kadrosu kırsal kalkınma yolunda devreye girmeden heba edilmiştir.

Balıkçılık eğitimi alan öğretmen ve öğrencilerin anı ve anlatımlarında da görüleceği üzere; döneminde özellikle kırsal kesimde bilinmeyen-tercih edilmeyen balık ve su ürünlerinin bilinirliği artmış, pişirme yöntemleri öğrenilmiştir. Mezunların görev yaptığı yörelerde ticari olmayan bireysel balık avcılığı çabaları halka örnek olmanın ötesine geçememiştir. Mezunların kırsal kalkınmaya örnek olacak sınırlı girişimleri de olmuştur.

Hasanoğlan KE mezunu Halil Ulukan, Nallıhan’a bağlı Çayırhan bucağında görev (1954-67) yapmıştır. Sarıyar barajının yapım sürecinde arazilerinin bir kısmı baraj suları altında kalan Çayırhan yeni yerinde planlı bir şekilde kurulmuştur. Yörede olta balıkçılığı dışında balıkçılığın bilinmediği dönemde Sarıyar barajında balığın bol olması üzerine öğretmen Ulukan; civar köylerde dahil balıkçılık, tavukçuluk, meyvecilik vd. tarımsal faaliyetler için girişimlerde bulunur. Bu süreçte bir kısım köylünün kayık alarak balıkçılığa başlamasını teşvik eder. Ancak, 1959 yılında barajın müstecire kiralandığı duyulur. Müstecir tarafından yapılan balıkçılığın Çayırhan’a bir faydası olmaması üzerine kooperatif kurulması çalışmalarını başlatır. 1962 yılında ‘Çayırhan Nahiyesi Mah.Mes. Toprak ve Su Ürünleri İstihsal ve Satış Kooperatifi’ kurulur. Köy hükmü şahsiyeti ve kooperatifin barajda balıkçılık yapması yönünde başlatılan hukuki sürecin semeresiz kalması sonucu kooperatif diğer faaliyetlere yönelir. Öğretmen Halil Ulukan’ın Çayırhan’da kırsal kalkınmaya yönelik çalışmalarıyla ilgili makalesi; Hacettepe Üniversitesi-Nufus Etütleri Enstitüsü’nün 1969 yılında açtığı ‘Köye Hizmet Yarışmasında’ 2. lik ödülü kazanır. Makale, ‘Kalkınma Önderleri’ kitabında yayınlanmıştır. (10)

Köy Enstitülerinin bünyesinde yürütülen balıkçılık eğitim ve uygulamalarının sona erdirilmesiyle; tarlası deniz olan binlerce aile/köylü/balıkçı endüstriyel balıkçılığın finansal ve siyasal gücene sahip ‘yeni ağalarının’ insafına bırakılmıştır. Üç tarafı denizlerle çevrili, barajı, göleti, nehri, deresi bol ülkemizde; şimdilerde ‘BALIKÇILIK’ özelinde mesleki ve uygulamalı eğitim veren herhangi bir akademik birim bulunmadığı gerçeği ise eğitimde düştüğümüz noktayı göstermektedir.

80 yıl önce ‘kitabın ekmekten önce geldiği'(11) Köy Enstitülerinin öncüleri YÜCEL-TONGUÇ-BAYIR ların var ettiği aydınlığa her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğu düşüncesindeyiz.

Kaynaklar :
1-Denizin Çocukları/ Doç.Dr.Mustafa Aça
2-E.Nejat’ın balıkçı öğretmenleri/haber.sol.org.tr
3-Piramidin Tabanı/Hürrem Arman
4-Cumhuriyet Tarihinin ilk mesleki Balıkçılık Okulu: Beşikdüzü KE./Doç.Dr.Mustafa Aça
5-sehr-isiir.blogspot.com
6-Arifiye KE / S.Edip Balkır
7-Arifiye KE / Karabey Aydoğan
8-Son Kervancının Oğlu/ Hamza İnanç
9-Köy Enstitülerinde Denetim Süreci / Öğ.Gör. Abdullah Elmas
10-Kalkınma Önderleri / Hacettepe Üniversitesi Yayınları
11-Göğüne Sığmayan Bulut: Emin Özdemir Kitabı

3 YORUMLAR

  1. Çok güzel kalemine sağlık. Okurken insanın içi sızlıyor ne büyük emeklerle var ettiğimiz üretkenliği terk ederek tüketici bir kalıba konulduk. Bu şekilde üretmeden tüketen bir nesil yetişiyor. Bu kalıbı bilinçli olarak hazırlayan siyasetçi ve yöneticilere de yazıklar olsun.

  2. Yokluktan var etmeyi öğrenip, öğretenlerin hikayelerini keyifle ve gururla okurken, yazının sonunda hep hüzün ve kızgınlık yaşamak çok üzücü. Devam etmelerine izin verilseydi, önleri açılsaydı, bugün nerede olurduk, onun hayal kırıklığı da ayrı bir acı.
    Bu güzel yazı için tebrik ederim.

BİR CEVAP BIRAK

Yorum yap!
Adınızı giriniz