Ana sayfa KÜLTÜR Unutulmamak Mümkün mü?

Unutulmamak Mümkün mü?

265
0
PAYLAŞ

Taner Ay, bir yıldan fazla bir süredir “Unutulmuş Yazarlar” başlığıyla, artık adlarını anmaz, eserlerini okumaz olduğumuz şair ve yazarlar hakkında yazıyor. 22 yazıya ulaşmış, daha da devam edecek. Tam bir edebiyat arkeolojisi yaptığı. Takdire şayan.

Çoğu yazar sözlüklerinde bile yer almayan, yaşam öyküleri bilinmeyen kişiler bunlar. Aralarında eserleri dergilerde kalıp kitaplaşmamış olanlar da, tek kitapla kalıp genç yaşta hayata veda etmiş olanlar da onlarca kitap yazıp dönemlerinde çok popüler olmuş velut yazarlar da var. Hepsinin ortak kaderi “unutulmuş” olmaları. Kitapları artık basılmıyor, adları anılmıyor.

Orhan Tekelioğlu T24’de yayımlanan, Taner Ay’ın çalışmalarıyla ilgili “Kazıcılar olduğu sürece unutulmak mümkün değil” başlıklı yazısında “bildiğim kadarıyla bu işe soyunduğunda önce 100 kişilik bir liste yapmış ve zaman içinde gelen önerilerle bu sayı gitgide kabarmış, sanırım zamanla daha da artacaktır,” diyor. Taner Ay’ın yoğun araştırma gerektiren yazılarının mümkün olduğunca sürmesini dilerim. Çünkü keyifle okuyorum yazdıklarını. Sayesinde Pembe Marmara’nın, Kaya Çanca’nın değerlerin ilginç öykülerini öğreniyoruz. Zühtü Bayar, Coşkun Büktel gibi eski tanıdıkları yad etmek de mümkün oluyor.

Bir yanıyla çok kıymetli diğer yanıyla beyhude bir çalışma Taner Ay’ın yaptığı. Çoğu yaşadıkları dönemlerde bile kıymeti bilinmemiş bu şair ve yazarları sayesinde anımsamış oluyoruz. Bu yanıyla kıymetli. Ama anımsamamız bir yazı boyunca sürüyor ancak. Belki arkadaşlarla sözünü ediyoruz. Sosyal medya paylaşımlarında görüşlerimizi paylaşıyoruz ama sözü edilen şair ve yazarlar edebiyat dünyası yeniden katılmıyor, kitapları tekrar basılıp kitaplıklarda yer almıyor. Sahaflarda bu kitapların peşine düşenler var mıdır? Merak ediyorum.

Orhan Tekelioğlu aklımızdan geçen soruları sormuş yazısında; “Bu noktada durup asıl soruyu soralım: Neden unutulmuş bu yazarlar? Tamam, kolayca bir dizi neden sıralanabilir; bazılarının hemen eskidiği, bazılarının pek de fark edilmediği, bazılarının hiç kitap yayımlamadığı, bazılarının günün edebiyat mahfillerine mensup olmadığı, bazılarının bir an parlasa bile kısa bir süre sonra ne yazık ki vefat ettiği ve hatta, bazılarının bilinçli bir şekilde unutturulduğu da söylenebilir.”

En çok üzerinde durulan “bilinçli bir şekilde” unutturulanlardır. Bir şekilde edebiyat mahfillerinin dışına itilmiş, görmezden gelinmiş, kitapları basılmadığı için okunma, hak ettikleri kıymeti bulma şansını yakalamayan şair ve yazarlar vardır. Vefakâr dergiciler de zaman zaman “Hakkı yenmiş yazarlar” gibi başlıklarla geniş dosyalar ya da yazı dizileri ile bu değerleri tekrar anımsatmaya çalışır.

Selim İleri gibi yıllardır inatla bu kazı çalışmasını sürdürenler yazarlar da var. Yani Taner Ay bu değerli çabasında yalnız değil. Türkiye İş Bankası Yayınları gibi bu unutulmuş şair ve yazarların kitaplarını dikkati çekecek biz özenle yayımlayan yayınevleri de oldu. Ama hiçbir çaba başarıya ulaşmadı. Nahit Sırrı Örik, Celâl Sılay gibi çok azı üzerlerindeki unutulmak tozlarından silkinip günümüz okuruna ulaşabildi. Okur çoğuna teveccüh göstermedi. Tekrar unutulmaya terk edildiler.

Yazımın başlığını oluşturan “Unutulmamak mümkün mü?” sorusuna gelirsek. Unutulmamak mümkün değil. Çünkü artık yayıncılık sinema, televizyon dizileri ve müzikle birlikte kültür endüstrisinin bir parçası. Bu üç ana sektörün görevi okura-sanatsevere kolay tüketilebilen ürünler sunmak. Sürekli tükettirerek yeni ürünler aldırmak. Nitelik değil nicelik önemli. Eserinizin kalitesi değil kaç adet sattığı önemli. Yayıncılık sektörü de bu yapıya uygun olarak üretim yapıyor. Yayımlanan yeni kitap sayısı da adedi de her yıl artıyor.

2019’da 577 milyon 48 bin 957 adet kitap üretilmiş. Kişi başına düşen kitap sayısı 6,9. 2019’da yayınlanan yeni kitap başlığı sayısı 68 bin 554. Bu kitapların 12 bin 505’i de edebiyat eserleri. Bu edebiyat eserlerinin 2888’i çeviri. 9617’si de telif eser. Tekrar baskılar bu sayıya dahil değil.

Her ay 1042 yeni edebiyat eseri yayımlanmış. 801 yeni telif eser okurlara sunulmuş. Yani her hafta 260 yeni Türkçe kitap satışa sunuluyor. Hangi birine yetişeceğiz, hangisini okuyacağız! Çok iyi bir kitap okuru bile yılda ortalama 50 kitap okuyabiliyor. Haftada 1 kitap. Geriye kalan 259 kitabı unutulmaya terk etmek zorunda kalıyoruz.

Bu olağanüstü üretim nedeniyle çoğu kitap kitapçılara ulaşmıyor. Ürün çeşitliliği ile övünen internet kitapçıları özellikle küçük yayınevlerinin kitaplarına internet sitelerinde yer vermiyor, yani satışa sunmuyor, var olanları “yeterince satmıyor” diyerek satışa kapatıyor.

Türkiye’nin en geniş yazarlar sözlüğünü İhsan Işık hazırlamıştı. “Yazarlar Sözlüğü” adlı 10 ciltlik ansiklopedik bu çalışmada 10 bin yazar ve şair yer alıyordu. Ahmet Yesevi Üniversitesi’nin online olarak yayımlanan Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü’nde 14 bin 149 şair ve yazar yer alıyor. Bu değerli başvuru kaynağına her gün yeni ekler yapılıyor (teis.yesevi.edu.tr/).

2019 yılında yayımlanan 9617 yeni telif esere bakarsak Türkiye’deki edebi üretim yapan şair ve yazar sayısının bu sözlüklerde yer alanlardan çok daha fazla olması gerekir. 9617 eserden yüzde 10’unun yıl içinde en az iki kitap yayımlatan yazarlara ait olduğunu düşünüp 961 adedini düşsek bile geriye 8656 kitap ve yazarı kalıyor. Ortalama üç yılda bir yeni kitap yayımlatıldığını düşünsek, yuvarlak hesap 26 bin şair ve yazarın halen faal olduğunu söyleyebiliriz. Yüz yıl geriye doğru gidip her yıla 1000 şair ve yazar eklesek 125 bin yazara ulaşırız ki bu sayı da eksiktir. Her yıl eklenen yüzlerce şair ve yazarla bu sayı iyice artar.

Bu rakamsal büyüklükte herhangi bir yazarın unutulması değil unutulmaması garip görünüyor. “Longseller” yani her zaman okunan şair ve yazarlarımızın sayısının yüzü bulmadığı düşünülürse, en fazla 20 yıl içinde bugün çok kıymet verip önemsediğimiz şair ve yazarlarımızın çoğunun adının bile anılmadığını, unutulduğunu göreceğiz. Yani unutulmamak bir mucize.

 

BİR CEVAP BIRAK

Yorum yap!
Adınızı giriniz