Ana sayfa DOSYA UNUTULMUŞ YAZARLAR – 16

UNUTULMUŞ YAZARLAR – 16

185
0
PAYLAŞ

Kaya Çanca

 “Bizi ya 7 Görüyordu ya da 14, 7 isek Yanından Geçerken 11 Onu Çiğniyordu”

Cemal Togan’ın “142, Girne Caddesi, Lefkoşa” adresinde yayımlanan Bozkurt gazetesinin 26 Mart 1973 günlü nüshasının 3’üncü sayfasında 5’inci sütundaki “Bulmaca” köşesinin hemen altında bulunan fotoğraflı “Vefât” haberi şöyledir:
” Aslen Cihangirli olan Binatlı ( Polemitya ) öğretmenlerinden Kaya Salih 24 Mart Cumartesi günü 28 yaşında aramızdan ayrılmış ve 25 Mart Pazar günü kendisini sevenlerin gözyaşları arasında toprağa verilmiştir.”

Mezkûr Bozkurt gazetesinin 28 Nisan 1973 günlü nüshasının 2’nci sayfasının 3’üncü sütununun en üstünde yayımlanan fotoğraflı “Mevlit” ilânı da şöyledir:
“Merhûm Kaya Salih Çanca’nın ölümünün 40’ıncı günü münasebetiyle 30 Nisan 1973 Pazartesi akşamı istirahatı ruhu için Cihangir’de kendi evinde okutacağımız mevlidi şerife akraba ve dostlar dâvet olunur. Kız kardeşi Sevgün İbrahim ve Eniştesi İbrahim Ali.”

Emel Kaya’nın yazdığına nazaran, Binatlı’da öğretmenlik yaparken hastalık iznine ayrılmış ve geldiği Cihangir’de 24 Mart günü yıkanmak istediğini söyleyerek annesinden kendisine sıcak su hazırlamasını istemiştir; Refika Hanım oğlu için su ısıtırken Kaya babasının av tüfeğini alarak mutfağa girmiş ve orada intihar etmiştir ( Yeni Düzen gazetesi, 17 Temmuz 2017).

Ailesi ve Tahsîli  

Kaya Çanca, 27 Ocak 1945 günü, 411 nüfuslu Abohor’da doğdu. Köyün ismi 1957 yılında Cihangir olarak değiştirilecektir. Babasının ismi Salih Mustafa Çanakçı’dır, annesininkiyse Refika Salih’dir. Ortaokulu yeni ismi Gönendere olan Gonetra’da, liseyi ise Lefkoşa’daki Türk Lisesi’nde okur. Bu lisenin Fen Bölümü’nden 1962 – 1963 öğretim döneminde mezûn olur ve yüksek tahsîl için 1963 yılının Ekim ayında Ankara’ya gider. Ancak, 1964 yılının Şubat ayında, Jeoloji ve Maden Mühendisliği’nde okurken, mühendisliğin tabiatına uygun olmadığına karar verip, Kıbrıs’a döner. Öğretmen Koleji’ne girer. Orada okurken intihar teşebbüsünde bulunur. Kendisine şizofreni teşhisi konur ve bir süre tedâvi görür. Askerliğini de öğrenciliği esnâsında 77’nci Bölük’te yapar.

İlk şiir kitabı olan Eski Beste’yi ( Halkın Sesi Matbaası, 1965 ) Öğretmen Koleji’nde son sınıf öğrencisiyken Kaya Salih ismiyle yayımlamıştır. Kitapta 20 şiiri vardır; sonradan bu şiirleri kitaplaştırdığına pişman olacak ve Y. Sokağı’nı ( (Zafer Matbaası, 1968 ) ilk kitabı olarak kabûl edecektir. Y. Sokağı’nın yayımlanmasının ardından Akın gazetesinin 25 Mart 1968 günlü nüshasının 3’üncü sayfasında “Kaya Çanca İkinci Kitabını Hazırlıyor” başlıklı kısa haberde de Y. Sokağı’nın onun ilk şiir kitabı olduğu belirtilmektedir:
“Y. Sokağı’nı yayımladıktan sonra soyut şiir yazan ve kanaatimizce kendini bu dalda kabûl ettiren Kaya S. Çanca ikinci kitabını da yakında yayımlayacağını söylemektedir.”

Kaya Çanca’nın şiiri Eski Beste’den sonra bütünüyle değişmiştir ve Akın gazetesinin “Sanat Dünyası” sayfasında yayımlanan şahsına münhasır şiirleriyle çok kişiyi şaşırtmıştır. Akın, 1 Şubat 1962 ile 6 Ocak 1969 arasında “37 – 39, Mecidiye Sokağı, Lefkoşa” adresinde yayımlanan Kemal Akıncı’nın gazetesiydi. Bu gazetenin “Sanat Dünyası” sayfalarını Şener Levent ile Hasan Erol hazırlıyorlardı. Akın gazetesinde Kaya’nın şiirleri ve yazıları “Kaya Çanca”, “Kaya S. Çanca” ve “Kaya Salih Çanca” imzalarıyla çıkmıştır.

Kaya Çanca’nın Akın Gazetesi’ndeki Şiirleri

Lefkoşa’da çıkan Akın gazetesinin neredeyse eksiksiz bir koleksiyonunu buldum; Kaya Çanca’nın şiirlerinin ve yazılarının Akın gazetesinin 22 Mayıs 1967 ile 17 Haziran 1968 arasındaki nüshalarda süreklilik gösterdiği görülmektedir.

Kaya Çanca’nın 1967 yılında Akın gazetesinde çıkan şiirleri şunlardır: II numarasıyla ve Kaya Salih Çanca imzasıyla “Buldum Kaybettim” ( s.3, 22 Mayıs 1967 ), IV numarasıyla ve Kaya Salih Çanca imzasıyla “Buldum Kaybettim” ( s. 3, 5 Haziran 1967 ), “Buldum Kaybettim” üst başlığı altında VI numarasıyla ve Kaya Salih Çanca imzasıyla “Y. Sokağı” ( s. 3, 26 Haziran 1967 ), “Buldum Kaybettim” üst başlığı altında VII numarasıyla ve Kaya Salih Çanca imzasıyla “Y. Sokağında Bir Başka Kral” ( s. 3, 10 Temmuz 1967 ), “Buldum Kaybettim” üst başlığı altında VIII numarasıyla ve Kaya S. Çanca imzasıyla “Elimden Gelen” ( s. 3, 24 Temmuz 1967 ), “Buldum Kaybettim” üst başlığı altında XI numarasıyla ve Kaya S. Çanca imzasıyla “Tanımadığım Kıza Özür”, XII numarasıyla “Olabilecek Suç için Size Şimdiden Özür” ve XIII numarasıyla “( … ) Harfi” ( s. 3, 28 Ağustos 1967 ), “Buldum Kaybettim” üst başlığı altında XIV numarasıyla ve Kaya S. Çanca imzasıyla “Sinir Doktoru S.” ile XV numarasıyla “Y. Sokağındaki Mezar” ( s. 3, 4 Eylül 1967 ), “Buldum Kaybettim” üst başlığı altında XVI numarasıyla ve Kaya S. Çanca imzasıyla “Ayaklarınızda Nasıl Çiğnendim” ( s. 3, 11 Eylül 1967 ), “Buldum Tanrıyı Kaybettim” üst başlığı altında XVII numarasıyla ve Kaya S. Çanca imzasıyla “Tanrı mı Ne” ( s. 3, 25 Eylül 1967 ), “Buldum Kaybettim” üst başlığı altında XVIII numarasıyla ve Kaya S. Çanca imzasıyla “Anı Yeri, Az Yağmur Budalası” ( s.3, 16 Ekim 1967 ), “Buldum Kaybettim” üst başlığı altında XIX numarasıyla ve Kaya S. Çanca imzasıyla “İnançlı Kız Kurtar Beni” ( s. 3, 13 Kasım 1967 ), “Buldum Kaybettim” üst başlığı altında 20 numarasıyla ve Kaya S. Çanca imzasıyla “Adı Olmayan, İyi Gülen” ile 21 numarasıyla “Küçük Kıza” ( s. 3, 20 Kasım 1967 ), “Buldum Kaybettim” üst başlığı altında 22 numarasıyla ve Kaya S. Çanca imzasıyla “Yalnızlık Budalası” ( s. 3, 27 Kasım 1967 ), “Buldum Kaybettim” üst başlığı altında 24 numarasıyla ve Kaya S. Çanca imzasıyla “Lefkoşa’daki Sokağım İnançlı Kız Sokağı” ( s. 3, 4 Aralık 1967 ), “Buldum Kaybettim” üst başlığı altında 25 numarayla ve Kaya Çanca imzasıyla “Saniyesizlik Melankolisi” ile 26 numarayla “Hazır Delireyim Sıkıntıları” ( s. 3, 11 Aralık 1967 ), “Buldum Kaybettim” üst başlığı altında 27 numarayla ve Kaya Çanca imzasıyla “Çok Yağmur Budalası” ( s. 3, 18 Aralık 1967 ), Kaya Çanca imzasıyla “Sıfır Anı Gök” ( s. 2, 25 Aralık 1967 ).

Kaya Çanca’nın 1968 yılında Akın gazetesinde çıkan şiirleri şunlardır: “Buldum Kaybettim” üst başlığı altında 29 numarayla ve Kaya Çanca imzasıyla “Karanlık Yerlerin”, 30 numarayla “Ben Ağlarken Gözüme Ellerin Olmalı” ve 31 numarayla “Ya Beni Sev Ya Kötülükleri” ( s. 2, 8 Ocak 1968 ), “Buldum Kaybettim” üst başlığı altında 32 numarayla ve Kaya S. Çanca imzasıyla “İnançlı Kız Sokağı Y. Sokağı Savaşı” ( s. 3, 15 Ocak 1968 ), I numarayla ve Kaya Çanca imzasıyla “Değirmen” ( s. 3, 29 Ocak 1968 ), Kaya S. Çanca imzasıyla “Bir Çiçek Kana Büyür” ( s. 3, 26 Şubat 1968 ), Kaya Çanca imzasıyla “Kuşlar” ( s. 3, 4 Mart 1968 ), 3 numarayla ve Kaya Çanca imzasıyla “Marika’nın Çocukları Büyüdü” ile 4 numarayla “Çocuklarımız Südsüz Kaldı” ( s. 3, 18 Mart 1968 ), Kaya Çanca imzasıyla “Kan” ( s. 3, 1 Nisan 1968 ), 34 numarayla ve Kaya Çanca imzasıyla “İntiharın Ölümü” ( s. 3, 8 Nisan 1968 ), Kaya Çanca imzasıyla “Sevişmekler” ( s. 3, 22 Nisan 1968 ), Kaya Çanca imzasıyla “Güzel Olacaktı Yaşamaklar” ( s. 3, 6 Mayıs 1968 ), Kaya Çanca imzasıyla “Günaydının Beyaz Yerleri” ( s. 3, 13 Mayıs 1968 ), Kaya Çanca imzasıyla “Çıkmaz Sokak Çocuğu Camiye Gitmez” ( s. 3, 3 Haziran 1968 ), 35 numarayla ve Kaya Çanca imzasıyla “İyilik Tanrısı Dedi” ( s. 3, 10 Haziran 1968 ), 36 numarayla ve Kaya Çanca imzasıyla “Bir Tanrılık İstemiyorum” ( s. 3, 17 Haziran 1968 ).

Kaya Çanca ismiyle yayımladığı Y. Sokağı’ndaki şiirleriyle Kıbrıs Türkçe Edebiyatı’ndaki şiir anlayışlarının dışına çıkmıştır. Bazı araştırmacılar Kaya Çanca’nın bu şiirlerinde İkinci Yeni’nin ve Attilâ İlhan’ın etkisi bulunduğunu iddia ederler ama, aynı kanıda değilim. Bana göre Akın gazetesindeki, Y. Sokağı’ndaki ve sonrasındaki şiirleri şahsına münhasırdır ve “Kaya Çanca Üslûbu” olarak mücâzdır.

Kaya Çanca’ya Göre
Şiirde Dil Kuralları ve Soyut Şiir

Akın gazetesinin 13 Kasım 1967 günlü nüshasında “Şiirde Dilbilgisi Kuralları Çiğnenebilir mi?” konulu bir anket bulunuyor. Bu anket için Kaya Çanca’nın dışında, Orbay Deliceırmak’tan, Hasan Şenol’dan, Fikret Demirağ’dan, Veli Tanyolaç’tan, Zeki Ali’den, Şener Levent’ten, Cem Arlı’dan ve Kıvanç C. Özbaflı’dan görüşleri alınmıştır. Kaya Çanca soruyu şu şekilde yanıtlamıştır:
“Kanûnlarla aramız yok. Benim kişiliğimle atbaşı gitmiyorlar da onun için. Biz kendimizi robotlaştıramayız. Toplum kanûnlarını hırpalamıyoruz. Şiirimize karışmasınlar ama. Şiirlerimizin çoğunu öldürdüler. Ölmeyenler direncimizdir. Ölmeyenlerle yaşıyoruz. Şiirde dil kuralları düşüncelerimi toplamış değilim. Doğaldır ki, bu kurallar bozulabilir.”

Arkadaşlarının bir kısmı ve Akın gazetesi tarafından ( s. 3, 25 Mart 1968 ) Kaya Çanca’nın eserlerinin “Soyut Şiir” olarak değerlendirildiğini biliyoruz. Ancak, Kaya Çanca Akın gazetesinin 9 Ekim 1967 günlü nüshasında yayımlanan “Soyut Meselesi” başlıklı yazısına “Hiçbir şey soyut değildir; hiçbir şiir soyut değildir” diye başlar ve yazısını şöyle bitirir:
“Ozanın ereği somuttur. Ozan, özgürlük sorununun somut durumlarını araştırır.”

Akın gazetesinin 26 Şubat 1968 günlü nüshasında H. E. Kahvecioğlu’nun Kaya Salih Çanca ile yaptığı bir söyleşi de yayımlanmıştır; söyleşiye Kaya Çanca’nın “genç soyutçu” olduğu tesbiti ile başlayan H. E. Kahvecioğlu’nun sorularını Kaya Çanca’nın onun tesbitini duymamazlıktan gelerek, “şiir dille bir bir görüntü yaratma işidir”, “şiir yazarak bir yok ülke yakalamak istiyoruz” ve “şiiri bırakmam usumu kaybetmem demektir” şeklinde yanıtlaması dikkat çeker.

Kaya Çanca’nın şiirlerini tekrâren okuduğumda yazdıklarının “Soyut Şiir” değil ama “Şifreli Şiir” sayılması gerektiğinden emîn oldum. Yaşamındaki “somut” ayrıntıları hep kelimât, hurûf ve rukum ile şifrelendirmiştir; bunların karşılıklarını bir o biliyordu. Onun “sizi ya 7 görüyorum ya 14 / 7 iseniz yanımdan geçerken 11 beni çiğniyor” dizelerindeki 7, 14 ve 11 ile hangi şahsiyetlerin şifrelendirildiği husûsunu bir tarafa koyarsak bile, “Y. Sokağı” gerçekte nedir, “İnançlı Kız Sokağı” nerededir, bileni var mı? Mezarlıklardaki rakı şişelerinden niçin sadece yaşlı serçeler demlenirler, açıkla açıklayabilirsen. Kırk yıl uğraşsak, maânîyi çözemeyiz. Ama şiirlerinin sesi bizi serseme çeviriyor. Bununla birlikte Kaya Çanca’nın şiirinin itirâfçı veya şeffâf bir özelliği de bulunuyor; öfkesini, zaaflarını ve hastalığını bazı şiirlerinde hiç saklamamamıştır. Buna en iyi örnek onun “Sinir Doktoru S.” isimli şiiridir: “doktor bey belli böyle şeylere alışık / ben ölüyorum ya deliriyorum o gülüyor / – uykunuz nasıl? diyor / – hep uykum geliyor, hep uyumak istiyorum / usumdan kurtulmak için uyumak istiyorum / – anksiyeteye tutuldun çabuk geçer / sabah yarım öğlen yarım gece bir bu haptan alırsın / usundan kurtulmak için uyursun / – bir de düşlerim var / düşleri uykuma kim koyar? / bir hap da bunun için yazınız” ( Akın gazetesi, s. 3, 4 Eylül 1967 ).

Kaya Salih ismiyle yayımladığı Eski Beste’yi ( Halkın Sesi Matbaası, 1965 ) ve Y. Sokağı’nın ( Zafer Matbaası, 1968 ) ilk baskısını bulmak imkânsız gibi; ancak Y. Sokağı’nın ikinci baskısı 1996 yılında 36 sayfa olarak Kıbrıs Türk Sanatçı ve Yazarları Birliği ile Pygmalion Yayınları tarafından yapıldı. Gürgenç Korkmazel ise Kaya Çanca’nın şiirlerini, yazılarını ve kendisiyle yapılan söyleşiyi derleyerek Kaya Çanca: Yaşamı ve Eserleri ( Kıbrıs Türk Sanatçı ve Yazarlar Birliği, 2010 ) ismiyle 118 sayfalık bir kitap olarak Lefkoşa’da yayımlamıştır. Gürgenç Korkmazel kitaba Kaya Çanca’nın “Adres”, “Bir Tanrılık İstemiyorum” ve “Akşam Gökyüzünden Bir Yıldız İndi” isimli şiirlerini almadığını belirtir ( Yeni Düzen gazetesi, 1 Ocak 2011 ).

Kaya Çanca için son sözü şâir Zeki Ali’ye bırakıyorum:
“Dün gece Kaya’yı gördüm, bir düştü bu / Yorgun bir James Dean’di yandan bakınca / Y. Sokağı’nı soruyor, şiirlerini arıyordu.”

BİR CEVAP BIRAK

Yorum yap!
Adınızı giriniz