Ana sayfa KÜLTÜR Muallim Sapancalı Hasan Hüsnü Savaşçın

Muallim Sapancalı Hasan Hüsnü Savaşçın

205
0
PAYLAŞ

Prof. Dr. Nevzat Topal’ın “Bir Cumhuriyet Aydını: Muallim Sapancalı Hasan Hüsnü Savaşçın” isimli araştırması, Doğu Kütüphanesi’nden yayımlandı. Unutulan bir eğitimci, hukukçu ve yazar olan Hasan Hüsnü Savaşçın, kıymetli dostumuz Gülper Refiğ’in de pederidir. Salgın önlemleri nedeniyle evlerimizden pek dışarı çıkamadığımız, dışarı çıkabilsek bile açık kitapçı pek bulamadığımız şu günlerde, Doğu Kütüphanesi’nin yayın yönetmeni Sayın Erol Cihangir bu önemli eseri bana gönderdiği için kendisine müteşekkirim.

Hasan Hüsnü Bey, 93 Harbi sırasında Sakarya ilinin Kışlaçay köyüne göç eden Batum doğumlu Mehmet Bey’in oğludur. Annesi Gülperi Hanım ise Kışlaçay doğumludur. Hüsnü Bey’in çocukluğu Mahmudiye köyünde geçmiştir. Darülmuallimin’de, Mercan İdadisi’nde ve Maliye Mektebi’nde okur. Memûriyete Trabzon ve Gümüşhane’de başlar. Ardından Adana Lisesi’nde müdürlük yapar. Aysel Özakın’ın “Gurbet Yavrum” isimli romanındaki “gramofon eşliğinde öğrencilere dans dersleri veren” Hüsnü Bey, meğerse Gülper Hanım’ın pederiymiş. Hasan Hüsnü Bey, Adana’dan sonra Karaman’da riyâziye muallimliği yapar. Bu görevi sırasında Karaman ve Karamanoğulları hakkında iki önemli yazma eser hazırlar. Ardından Konya’da ve Aksaray’da çalışır. 1924 ile 1926 arasında Niğde Orta Mektep müdürüyken, Niğde Türk Ocağı’nın kurucusu ve ilk üyesi olur. Nevzat Topal’ın eserinde, Hüseyin Avni Göktürk ve Refik Koraltan hakkında çok önemli ayrıntılar bulunuyor. Hasan Hüsnü Bey, Niğde’deki görevi sırasında kız çocuklar için Orta Mektep binâsında özel bir sınıf, köyden gelen çocuklar içinse bir talebe yurdu açtırmıştır.

Hasan Hüsnü Bey 1926 ile 1929 arasında Aksaray’dadır. Bu yıllarda muallimler ve öğrencilerle birlikte Hasan Dağı’na ilmî bir seyâhat düzenler ve bu seyâhat hakkında “Hasan Dağı’nda İlmî Cevelân” ismiyle bir kitâb yazar. Ardından Afyon Orta Mektebi riyâziye muallimliğine atanır ve aynı dönemde Ziraat Bankası Umum Müdürlüğü’nde de yevmiye memûru olarak çalışır. 1932 ile 1936 arasında Ankara Erkek Lisesi’nde ve Anafartalar Orta Mektebi’nde, 1936 ile 1937 arasındaysa Ankara Kız Lisesi’ndedir. 1937 ile 1938 arasında Kayseri’de Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapar. Kayseri’deyken Pazarören Köy Enstitüsü’nün kurulmasında ve Kayseri Halkevi’nin çalışmalarında etkin rol oynar. Kayseri’den Ankara’ya döner, öğretmenliğin yanında 1939 yılından itibâren avukatlık da yapar. CHP içindeki kurucuların “dînsizlik” ve “komünistlik” ithâmlarıyla tasfiye edilmesi sürecinde Hasan Âli Yücel’in eğitim ülküsünü savunan Hasan Hüsnü Bey de hedef isimlerden biri olur. 1948 yılından sonraysa kırgın ve yalnız bir adam olarak, insanlara ve siyâsete mesâfeli durmaya başlar. 1955 yılında öğretmenlikten emekli olup, İstanbul’da Küçükyalı’ya yerleşir. Sağlığı da bozulmuştur. Mütedeyyin biri olmasına rağmen dîn sömürü yapan ve dîni siyâsete malzeme yapanlara hep sert çıkan Hasan Hüsnü Bey, 5 Nisan 1958 günü hayata vedâ edecektir.

Prof. Dr. Nevzat Topal’ın eseri, Cumhûriyet’in kurucularının bütün imkânsızlıklara karşın, aydınlama yolunda nasıl mücâdele ettiklerinin emsâlsiz bir hikâyesidir. Hepimiz istiklâl için cephelerde düşen ve eğitim seferberliği için Anadolu’nun kuş uçmaz kervan geçmez topraklarında öğretmenlik yapan isimsiz kahramanlara çok şey borçluyuz. Bu borç da ancak Nevzat Topal’ın yaptığı gibi, onları “yeniden hayata döndürerek” ödenir. Umarım bir gün Erol Cihangir gibi yayımcılığı “ticâret” olarak görmeyen bir yayıncı, Hasan Hüsnü Savaşçın’ın artık baskısı kalmamış olan “Karaman Ahvâl-i İctimâiyye ve Târihiyyesi”, “Karamanoğulları Hayat ve Vekayi-i Târihiyeleri” ve vaktiyle Kömen Yayınları’ndan çıkıp da baskısı kalmamış olan “Hasan Dağı’nda İlmî Cevelân” eserlerini de bizlere hediye eder…

BİR CEVAP BIRAK

Yorum yap!
Adınızı giriniz